
“Sol” deyince neler dökülüyor gökten?
Hangi imgeye, çağrışıma, kavrayışa, düşünceye, somuta, soyuta akıyor kalp?
Sol?
18. yüzyılda, Fransız İhtilali’nde meclisin sol taraftaki sıralarında oturanlar?
Marx ya da Bakunin?
Narodnikler, Menşevikler, yoksa Bolşevikler?
Troçki?
Mao, Castro ya da Pol Pot Kamboçya’sı?
...


Dil, tuzaktır. Kelime, zemini kaygan bir mekan. Derken demiş gibi olsak da ne dediğimiz farklı muhatabımızın algıladığı çok farklı olabilir. Bilinir ki dil sadece anlaşmak için değil belki anlaşılmamak için tercih sebebidir. Anlar görünmek bize has biz meziyettir. Gibi 
Ayakta Sümerbank ayakkabıları, bir yandan kayıp terimizden dumanlar savururken diğer yandan ıslanan ayaklarımızla donmak… Soğuk sıcak bilmeden karda çocukluğun en sıcak demlerini yaşamak, unutmamak, unutamamak… Bir gün diye başlayan cümlelerle “amma deliymişiz” eşliğinde yad etmek…
27. Ocak 2012
0 Yorum