12.12.12

Cts, Ara 15, 2012

Tecessüs

Anadolu, Ortadoğu ve Balkanlar’da her şehir kendi tarihini Evliya Çelebi’den öğrendi Doktor.
Bizim Evliyamız nerede?
Sözden yazıya intikal edememiş bir neslin cevelanları kudurgan bir “devinim” ile şehrin makus talihine iş makineleri sokuyorlar.
Doktor, şehir ne zaman baksam evde yok.
Doktor…

Issız bir şiirle dağılırdım bir zamanlar şehre gün ışığı sırtımda.
Gün benle ışırdı. Sokaklarda ihtiyar tıkırtıları ve dua serinliği. Tevekkülle düşerdi yaprak. Ne trafik lambaları kalp ritminden şaşardı ne rüzgar bir mania ile alınganlık duyardı.
Doktor.
Yaşlanıyoruz.
Tarih: 12.12.12
Eskiye dair ne kaldı kalbimizde?

Koca bir “işte” Doktor:

Ben arabaya binmem. Biz Osmanlı’yız. Bizim âdetimiz küheylan atlara binmek, cirit oynayıp gazalara gitmektir. Bizim İstanbul’da böyle arabalara avratlar biner” diyen Kara Mehmed Paşa kararlılığı değil şimdi Viyana sokaklarında unutulan ses.

Evliya nerede Doktor?
Kara Mehmed Paşa nerede?

Siliniyor günler… Siliniyoruz.
Bilesin.

Tıpkı 1950’lerin sonunda İstanbul’u modernleştireceğiz diye Kâtip Çelebi’nin Unkapanı’ndaki mezarını bile tarumar etmekten çekinmeyen zihniyetle siliniyoruz.

Sahi zamanın resmine kayıt düşen Evliya nerede Doktor?
İhanetimizle gurur duyuyoruz.

Doktor, yaz bana bir “eski günler” reçetesi…

Yorum Yaz