İstihza

Cts, Oca 10, 2015

Kuyu

İstihza, “Gizli veya kinayeli bir biçimde alay” manasına gelen harika kelimelerden biridir. Öznelliğimi “harika” ile öne çıkarıyorsam da heybesi kelimelerle dolu olanlar bilirler ki ne “ironik” ne tek başına “kinaye” ne de “hiciv” istihzayı karşılamak hususunda yeterli değillerdir. Hep bir yanı eksik kalır ifadenin; aklı karışır, gönlü kırılır.

Manayı ete kemiğe bürüyelim:

Rivayet edilir ki Yahya Kemal’e “Reh güzarımda bir karga / Eyliyordu benle istihza” (Yolumun üzerinde bir karga / Benle alay ediyordu) şeklindeki beytini verip “Üstadım ben de şairim, şiirim hakkında ne düşünüyorsunuz?” dediğinde Üstad, bir şiire bir adama bakıp “Karga haklı” der.

İstihzada şüphe vardır. Kabul etmeme, beğenmeme, red, münasip bulmama vs.

İstihzanın omuzlarımızda vebal olmaması da ayrıca önemlidir. Gazali şöyle seslenir:

İstihzâ, insanın vekârını (ağır başlılığını) kaybettirir. Yüzünden hayâyı (utanmayı) kaldırır, karşı tarafta kin ve nefret uyandırır. Dostluğun tadını kaçırır. İnsanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Hâtıraları öldürür. Kusurları çoğaltır. Günahları açığa çıkartır.

Yani?

Şu: Eli yüzü düzgün, ekmeği yenip suyu içilen, alnına secde, yüreğine iman nasip olmuş kimselere “istihza” ile muamele doğru değildir.

Ya?

Mesela: Fransa’da dergiye baskını, saldırganları, polisleri, rehineleri, devlet ileri gelenlerinin açıklamalarını “istihza” ile karşılamak münasip bir ifade olarak düşünülebilir.

Tıpkı Saddam’ın kimyasal silahları, Beşşar’ın insancıllığı, Amerika’nın yardımseverliği, Rusya’nın dostluğu, BBC’nin dürüstlüğü gibi ifadeleri istihza ile karşılamak doğru olsa gerektir.

Uzun lafa kısa seslenelim: Külahımın da dinlemek gibi bir niyyeti yoktur.

Yorum Yaz