Ağacın delikanlısı

Cum, Mar 15, 2013

Tecessüs

Dün otobüste gelirken kapanmak üzere olan gözlerim birden açıldı.
Arsız bir kayısı beyaz, bembeyazdı.
Birden beyazdı.
Hayretti.
Zamanı geldi mi ne fırtına ne soğuk güç yetiriyor kayısının arsız yanına.

Sonra bir başkası.
Bir başkası daha.
Başını duldalara yaslamış kayısılar, göğüslerini gere gere açmışlar çiçeklerini.
Baharın delikanlısı olur da ağacın olmaz mı a dokor…

Tamam dedim cumaya giderken orası şehir. Binaların koltuğunda sıcacık sırtları ağaçların. Biz, ayaz aman, donduk derken o, aman yandım feryatlarında. Mesele değil. Eyvallah. Peki aşağı evlerde gördüğüm kayısıya ne demeli? Haydi onu da geçtim, bahçemde, rüzgara rağmen uç veren tomurcuklar için nasıl bir kelam etmeli? Yarına bembeyaz açıvermez mi onlar? “Biz de geldik huu” demezler mi?

Yaz bunu bir yere Doktor.
Eski hesap Gücük çıktı; bugün Mart bir… Dışarıda bir “sayılı gün” havası, hatırı sayılır bir fırtına.
Ağaçlarda bahar telaşı.

Baharın önüne geçmek maharet değilmiş diyen kışın uzaklardan şarkısı çalınıyor kulaklara.
Doktor.

, ,

Yorum Yaz