Amin

Cum, Nis 5, 2013

Kâbenâme

Sise uyanınca gayri ihtiyari sonu Karadeniz’e uzanan bir yolculuğa koyuluyor insan.
Boztepe’den Şimşir’e, Bektaş Yaylası’ndan Of’a kadar derin derin soluyorsunuz denizi, yeşili, sisi… Elinizin uzandığı yerde sıcacık muhabbete eşlik eden çay, belki unutulmuş bir şiirden birkaç mısra ve uzun uzun uzaklara bakmak…

Karadeniz balkondaki sardunyadan, bahçedeki kasımpatıdan anlaşılmanın çok ötesinde.

Sonra cumaya uyanınca bir sevinç dolaşıyor damarlarınızda kana refakatçi. Çocukça bir sevincin önünü açıyorsunuz Kitap’a kulak kesilince. Muştular, teselliler, ikazlar ve dayanaklar arasında kocaman bir “Elhamdülillah” diyorsunuz yere göğe, yüreğinize ellerinize.

Amin diyorsunuz.
Amin diyor sizi işiten ne varsa.
Ne güzel bir kelime diyorsunuz amin. Hele Mescid-i Haram’da imam fatihayı bitirince yükselen “amin” ne güzel bir kelam diyorsunuz. Eşlik ediyorsunuz Afrika’daki amine. Asya kısık gözlerle amin diyor. “Atlantik ve Pasifik ve beş kıta...”

Amin.

Rabbim, elhamdülillah.

Foto: Orhan Durgut

, , ,

Yorum Yaz