Benim coğrafyam

Per, May 30, 2013

Hüzün Alanı

Benim coğrafyam haritada elime yaslanan renkler.
Benim coğrafyam ölümleriyle ancak kanalların alt yazılarında yer buluyor.
Adı intihar saldırısı konmuş çılgın ölümlerin üflediği ölümler: Kırk kişi, elli kişi, yüz kişi… O kadar. Ölümün değdiği çocuklar yok, ölümle ağlayan annelerin adı yok, naçar babalar yok…
Benim coğrafyam kan yurdu, kanayan yara.

Benim coğrafyam muhafazakarın sosyaliste, liberalin radikale bir çırpıda dönebildiği toprağın nadası. Biber gazları, gaz bombaları rejimi savunur benim coğrafyamda. Mülkiyetin, sermayenin, zenginin, paranın bekçileri benim coğrafyamda “ezilmiş” halkların bağrından çıkardığı “kahramanlar“dır. Sopayı tutana kızan benim coğrafyam, tuttuğu sopayı bırakmıyor. Fırsat “menfaat” örüyor.

Benim coğrafyam tarihe sığmıyor.
Köprüler değil, ormanlar değil, kuşların göç yolları değil, yaban hayatı değil, suların temizliği değil konuşulan betona konan bir isim. Benim coğrafyam dikliğin coğrafyası. İnadın yanına yazılan ad bu coğrafyanın. Suların sıkça aktığı köprüler, köprülerin altından akan yalanlar, yalanların gömleğine ilişen “iyiler“, iyilerin nabzına kazınan ihtiras, ihtirasın büyüttüğü hırs, hırsın kenarında boy veren “masum şer”, şerrin ayağa kalkıp ehven adımlarla aldığı yol, yolumuz…

Benim coğrafyam kirli ellerin tasallutu altında, kirlenen ellerimize bakıyor.
Modern yaşam alanlarında, alış veriş merkezlerinde, trafikte, kargaşada, gecede, gündüzde “kör” ve “sağır”lığımızla dağların kum gibi akıp gideceği bir günden haritada nereye saklayacak bizi. Yüzümüze kapanan haritalar için anahtarımızı nereden buluruz bizim coğrafyamızda?
Dehşet kalbimize düşmeden vefa emanetine sokulmak yakışmaz mı bize?

Merhametin cisme can kattığı ezanlarla benim coğrafyam kana kana kan akıtarak toprağı kanatıyor.
Bir ölüm, yüz ölüm, bin ölüm…
Bulutlara gire çıka kaybolan uçaklar gibi umarsızlığımız ekranında geçip gidiyor.
Oturmuş şairler şiir yazıyor benim coğrafyamda, ölüm çocuklarda akrobasi yapıyor.
Yazarlar kelime kelime örüyor istikbalin müstakbel kahramanlarını ölümler arasında.
Ölüme saygı diyorlar şimdi ülkeler anılırken.
Ölsünler, gıyabi duygularla anarız benim coğrafyamda.

Sonra?
Toprağın titremesi nasıl geçsin bunca ölüm karşısında?

Yorum Yaz