Bîgâne

Paz, Eki 4, 2009

Yalnız Ölümler

Mesai sonrasının yorgun soytarısı.
Kanepeye uzanmış, elinin altında kumanda.
Karşısındaki tv’de kanallar akıp gidiyor.
Zapping diyorlar buna. Prime Time’da öğrendi uzun zaman önce.
Lambası florasan, içtiği nescafe…

Amerikalının bozulan hormon dengesine uçaklar düşüyor.
Habere bîgâne.
Uçaklar bomba yağdırıyor, niçin, nasıl, nereden çıktığı unutulan Afgan savaşında, ayrım yapmadan herkesin üzerine. Irak’ta bombalar patlıyor. Kenya’da kan gövdeyi götürüyor. Endonezya yine bir depremle sarsılıyor.
Türkçe konuşan ülkelerin devlet başkanları bir araya geliyor; maksat Türkçenin dışında. Rio kazanıyor 2016 olimpiyat oyunlarını, halk kutlamalar yapıyor; halk bir daha esaret halkası takıyor boynuna. Enflasyona rütuş yapılıyor. Bombalar hâlâ patlıyor, yanık kokuları, parçalanan cesetler…
Bîgâne…

Sonra.

Amerikan maşası kuzey ittifakının Kabil’e girmesi yansıyor ekranlara. Kör şiddet sahne alıyor şimdi. Taliban olduğu söylenen kimseler, tv karşısında, kameralar karşısında dövülüyor, öldürülüyor.

Beyninin art bölümlerinden İsrail’in Filistin’de yaptıkları duyuluyor. Yahudi’nin Müslüman’a yaptığı ile Müslüman’ın Müslüman’a yaptığı arasında bir fark göremiyor.

Ona da bîgâne.

Modern, alabildiğine rahat. İşler tıkır tıkır yürüyor. Sistem: OK.

Mesai sonrasının yorgun soytarısı, kanalı değiştiriyor, ekran kararıyor, mevzû değişiyor.

Mesele bîgânelikle halloluyor.

, , ,

Yorum Yaz