Bir Ömür Dostluk

Cts, Haz 6, 2015

100 Türk Büyüğü

Neredeyse 30 sene geçmiş ilk selamlaşmanın üzerinden. Hani dün gibi denilen, el uzatıp kavranılacak zannedilen, şimdi buradaydı meyanında hissedilen karma karışık duygularla bakıyorum maziye. Zamanın gözleri gözlerimizde, durmadan sınıyor bizi. Durmadan vefadan, muhabbetten, dostluktan geçiyoruz basamakları çıktıkça. Allah mahcup etmesin.

Seneler önce Sayha Sohbetleri için bazı kelamat dökülmüştü kalemden. Sanırım şimdi onları buraya almanın zamanıdır.

Hasan Semerci

Tarihi evraklardaki ilk kayıtlı ismi; Uzun İmam. Müstakil olarak “Uzun”, “Güney Müftüsü” veya “Fetva Makamı” olarak da isimlendirilir. Depar’a ilk ihanet edenlerin başını çektiği için, “Baba” olarak en önce o sıfatlandı. Mevlana torunlarından. Sema etmeyi ve ney üflemeyi bilmese de “Konyalı” yaftasını her fırsatta onurla taşıdı. İki istikamette seyr ü sefer eylemeyi her daim layıkıyla yerine getirdi. Aydınlık ve Kadınhanı. Sıkça saçlarının yağlanması ile maruf. Başını kuma sokmayıp daima adresi ve yeri bilinenler sınıfından. O’nu arayanlar, bir kaç telefon trafiğinden sonra kolayca bulabilirler.

Her ne kadar Konya İlahiyat yolunu arşınladıysa da Eğitim- Öğretim macerasının en renkli ve en heyecanlı günlerini Sayha okulunda yaşadı. Kolay kolay kimseye eyvallah etmemeyi, çabucak kızıp aynı çabuklukta yelken indirerek durumu kontrol altına almayı iyi bilenlerden. Halkla ilişkileri daima mutedil, referansları hep olumlu ve verimlidir.

Hayatta doğruluk ve sadakatten ayrılmayan Uzun, 6 ay hesabıyla gittiği Kısa Dönem Askerlik macerasını 9 ay 1 hafta bakiyesi ile tamamladı. 3 ay Devlet-i Aliye’den ekstra zabt-ı rabt altına alınmasına ses-soluk çıkarmadı ama kan vermek suçundan mahkemelere düçar kalması ve cezalandırılması onun için kadayifin kaymaklısı oldu.

Şimdilerde eğitim camiasının fedakar ve cefakar bir neferi olarak Sivas’ın soğuğunu sinesine çekip her gün 100 km. yol katediyor. Aslan gibi iki delikanlı babası olan Hasan, her ne kadar ilmi ve bilgisi ile öğrencilerini aydınlatıyorsa da bundan bizleri mahrum bırakmak suretiyle büyük bir zan ve vebal altında kalmasının vicdan azabını çekiyor. Umulan odur ki Sayha mensubiyetinin gerekliliklerini en kısa sürede yerine getirerek bu sorumluluktan ve vicdan azabından yakasını kurtara.

Uzun Hasan yıllardır evli ve iki çocuk babası. Boyu hâlâ uzun. Allah ömrünü de uzun ve hayırlı etsin… (Seneler öncesine dedik ya… Hasanım 4 çocuk babası ve mesaiye Konya’da devam ediyor…)

Ercan Kurar

1969’lu yıllarda, Beyşehir’de doğması muhtemel. Doğduğunda anası Beyşehir Gölü’nde yıkamış olmalı ki yüreği de saçları da ap ak, pırıl pırıldır. Aile boyu devlet memuru olan ailenin, son numarası. İlk evlatların yanında son evlatlar da çok sevilir şiarı gereğince, ailesi üzerine titremiş lakin hiç bir zaman şımartılmamış, şımarmamıştır. Baba mesleğini ihtiyar edinen ağabeyleri, 657’likler safında yerini almış; saygılı, sevgili, muhterem insanlardır. Böyle bir ailenin çocuğu olmak şerefiyle endam gösteren Bay Baytar, babası öğretmen bir adamın çocuğu, ne akla hizmet veterinerlik okur sorusunun cevabını, ne kendisi ne başkaları verebilmiş değildir. Isparta’nın saçma sapan bir ilçesinde başlayan baytarlık macerasını, İstanbul’dan sonra Konya’da devam ettirmiş; okumaya, öğrenmeye doymayan fıtratı gereği Amerikalara kadar seyr ü sefer zorunda kalmıştır. Sayha’nın manevi büyüklerinden. Evli. Muhammed Hilmi’nin babası. (Ve Münir) Zorunlu ikamet adresi Amerika olmasına rağmen, hiç bir şekilde Amerikanlaşmamış aksine Amerika’ya doğulu değerleri ve doğu insanının özelliklerini, ardı sıra götürmüştür.

Durmayıp ney gibi inler gönlüm
Hem dönüp kendini dinler gönlüm
Mısraları mucibince “Dünyanın Öte Yüzünden Hayaller” kurmakla maruftur. Ara sıra şu mealde serzenişlerde bulunur:

“Madison’da cumartesi Kayseri’de pazar. Olur mu olur. Sen uyuyorsun ben çalışıyorum, olur mu olmaz. O zaman kalk ulen bu ne biçim adalet? Kalk, çim falan sula.
Oldu mu? Zaten beyin sulanmış, herhalde suladığın fazla sular geçip dünyanın öbür tarafından buraya, benim kafada falan çıkıyor. Neyse dostum, bu kadar saçmalık yeter. Şimdi senin pazar gününü, bu tur saçmalıklarla batırmayalım.”

Yine de iyi çocuktur vesselam. En büyük zevklerinden biri, “Karışık Harfli Adam” ile e-mailleşmektir. Bir de Muhammed Hilmi’ye, dan dini türünden ninniler söylemek.

Vefalı, liyakatli, can ve canan dost. Cemaat-ı Sayha’nın biricik doktoru. Özü, sözü doğru. Seni bizlere bağışlayan Allah’a hamd olsun… (Ercan da seneler sonra pılını pırtısını toplayarak Konya’ya avdet etmiş, Konya’ya yepyeni bir hava ve heyecan getirmiştir.)

Resim Büyük

, , , ,

Yorum Yaz