Bir Periveş, Bin Bela

Cum, Eyl 25, 2009

Yalnız Ölümler

Ülkenin baharları ile hemhâldin. Kim olduğun konusunda en ufak bir fikre sahip değildi insanlar. İstihzalı bakanlar olsa da dudakların mütebessimdi. Ve elbet umursamıyordun. Kaç yıldır, sen de unuttun, bir periveşin rüyaları ile fırlıyordun uykularından. Saltanatın sarsılıyordu. Enflasyon fırlamış, hapishaneler ayaklanmış, şehirler ve şehirliler ayağa kalkmış… Hiç birini görmüyordun. Hükümranı olduğun ülkeni bırakarak periveşin sokağına köle olmaya çalışıyordun. Kuduz köpekleri, baykuşları ve cadıları vardı sokağın. Karanlığın bütün güçleri ile saldırıyorlardı sana.

Hayatı hasım kabul etmeyebilirdin oysa. Vurduğun yerden ses gelmiyor diye feryad ü figan yerine sükut; hummalı hastalıklara düçar kaldığın demler tevekkül basamakları çıkabilirdin. Belki çıktın.
Belki sevmemey gösterdiğin direnç kadar sertti periveşin baygın kokusu.
Fimlerdeki kadar olsun yeterdi sana.

Aynalara görünmek istediğin simalarla baktın.
Hüzzamdı gölgeler.
Aynalar ne bundan başkasını verdiler ne sen başkasını murad ettin.

Bir periveş ve bin bela. Hamd ettin.

Yorum Yaz