Bu Dağın Ardı Eylül

Çar, Eyl 22, 2010

Hüzün Alanı

Eylül’ü hüzünlü kılan nedir?

Cevabını elifba kadar ezbere bildiğim bir mevzûda söyleyecek iki çift sözüm yok. İnsanların işine gelmeyen yanları vardır ya sanırım bu mesele benim için hâlâ o makamda. Eylül’ü göğeren göklerin ilk gün ayazına şahid tutup salça kaynatan kadınların kâinata saldığı sıcak ve duman ve koku ile ete kemiğe büründürmek daha makul geliyor. Ne zaman uzak, çok uzak bir mekânından şehre güz naraları ile yayılsa bu heyecan arkası kardır, kıştır deyip susuyorum. Son mânialara takılmıyorum. Son aldanış ve aldatış bezirgânlarına yüz vermiyorum. Eylül diyorum, bir Alpay şarkısı kadar Eylül… Zamanı yavaş kılan bir Eylül…

Bu Dağın Ardı Eylül

Alın yazısıdır suların matemli sesi
Sofralarda paylaşılan kuru bir somun
Yaşlılık değil, yalnızlık değil, eylüldür.
Ben onca zaman arasından
Sıra dışı zaman sevdasından
Kaçmakla kucağına düştüm eylülün.
Peşimde muhabbet tellalı sıradağlar
Uzun yolculuklar geçmişe dair
Düğün halayları uzanmaktadır kol kol
Omuzlarda taze ölümü eylülün.
İtirafı zor ama sır değil
Yanaklarıma çizikler atan gözyaşı
Eylüldür
Gözlerim hüzünle bakıyorsa dünyaya
Şaşırıyorsam mutluluk namına mırıldanırken
Anmıyorsam sana efkârım niçindir
Günde bin kez ölmenin
Korkusudur yağmurlar eylülün.
Ben gülmesini bilmem
Her derkenarda ağıt sundu eylül
Gel de tut ellerimi
Yalnız gecelere şahit
Susuşlarım var
Dudaklarım kenarında eylülün.
İtirafı zor ama sır değil
Sana aşıklığım eylüldür

, ,

One Response to “Bu Dağın Ardı Eylül”

  1. Kâni Çınar Diyor ki:

    “Eylül toparlandı gitti işte
    Ekim falan da gider bu gidişle
    Tarihe gömülen koca koca atlar
    Tarihe gömülür o kadar”

    Turgut Uyar

    Cevapla


Yorum Yaz