Buruşuk Dünya

Paz, Nis 5, 2015

Hikâyat

Rivayet ederler ki:

Sultan Dördüncü Murat koyduğu içki yasağını kontrol için tebdil-i kıyafet teftişe çıkar.Bir kayığa biner; Boğazı geçecektir. Kayıkçı meşhur Bekri Mustafa’dır.Kıyıdan açılırlar, Bekri Mustafa şişeyi zuladan çıkarır, iki fırt çeker, kılık değiştirmiş sultan sorar:
– O nedir ?
– (Bekri ihtiyatlıdır) Kuvvet şurubu, iki yudum içince kürek falan vız gelir bana.
Padişah merak eder:
– Birader ver iki yudumda ben içeyim.
Bekri acır, kimse görmez, gariban içsin iki yudum der. Şişeyi uzatır, Sultan kafaya diker.
Ve kükrer:
– Ulan bu düpedüz şarap…
Bekri:
– Evet şarap der.
Padişah:
– Ulan ben şarabı yasak etmedim mi?
Bekri:
– Lan sen kimsin şarabı yasaklayacak?
Padişah:
– Ben Sultan Murat’ım…
Bekri küreği kapar:
– Vurdum mu küreği yuvarlarım seni aşağı, daha iki yudum içtin kendini padişah zannettin, şişeyi bitirsen haşa dünyayı ben yarattım diyeceksin…

Güzel ülkemde gölgesine bakan herkes kendini Sultan, her uyanık geçinen Bekri Mustafa sanıyor. Siyasette krallar, adına “demokrasi” dedikleri oyunlarından muhteşem hükûmetler çıkarıyor. Sporda ayağa basan bir de feryadı basıyor, “faullll”. Bütün hakemler yaygaracının yanında. El etek öpüyor, sitayişler diziyor. Kuzular ne yol biliyor ne laf dinliyor. Dikine dikine, kurdun inine seyirtiyor. Trafikte ayık ne gezer. Kalemde namus kayıp. Ahlak sokaklardan çekilmiş. Kapılar kör…

An geçmesin ki “Son Dakika” flaşları ile bir Sultan narası, bir Bekri çığlığı duyulmasın memleketim semalarında.

Öyle ya:

Ali, peygamberi yıkarken buruşmuştu dünya.

Ya Kabil’in elindeki kan?

, ,

Yorum Yaz