Archive | Dün’ler RSS feed for this section

Miş gibi

3. Ekim 2012

0 Yorum

Karşısına geçip cevize dedim ki: “Haydi, yorma beni, anla halimden…”
Uzun bir süre bakıştık. Bir kaç serçe geçti aramızdan, soğuk hava sonra. Sonra susuşlar.

Dervişte tevazu gerek derler ya, madem o bizim dediğimizi yapmıyor biz kendi bildiğimizi yapalım dedik. ... Devamını Oku...

Genizde güz

9. Eylül 2011

1 Yorum

Gün güz. Genizde duman. Eller yanık.
Odunla kaynıyor yürek. Ocak odunla kaynıyor.
Salçaya ateşle yol veriyorum.
Bu geleneksel bir zevk. Güveç ana yüreği gibi kaynarmış. Salça kazanı ümmet yüreği.
Salçanın lavlarına rağmen köz sokulan patates aşkına acı, nihayet acıdır. Ateş hep ateş. Yanan eller ve ... Devamını Oku...

Çocuğun Ramazan Yüzü

3. Ağustos 2011

0 Yorum

Ezandan önce buluşuyorlar caminin hemen önündeki parkta. Yanlarından geçerken mahsustan adımlarım yavaşlıyor, mahsustan terliğimin içine taş kaçmış tavrını bürünüyorum. Ne konuştuklarını, ne planladıklarını merak ediyorum aslında. Ekseriya erik, kayısı filan diyorlar, hacı amca ve sopa lafları geçiyor ve ... Devamını Oku...

Ramazan İçre Yâd – ı Ramazan

1. Ağustos 2011

0 Yorum

Günün ağarmasından beri şehrin tonlarca ağırlıktaki maddi veya manevi yükünü çeken caddeler tenhalaşır, kaldırımlar bir iki olağanüstü gecikmişin dışında aylak birkaç kediye, çığıtkan serçelerin sükutuna, huzura ve akşama terk edilir.

Kısa bir an olsa da bu, şehrin eşref saatidir.

Gurbette ... Devamını Oku...

Ben Taş Sanırdım Nice Yürek İmiş

30. Mayıs 2011

0 Yorum

Bir temmuz günü sabah namazı akabinde bir kamyonda güneşle kâh bir ağaç ardından kâh bir dağın gölgesine düşerek selamlaşıp yola revan olduk. Ömrüm boyunca değişik mekanlara seyahat yaptım. Nereye, nasıl olursa olsun severim yolculuğu. Hissediyorum bu da onlardan birisi olacak.

Kamyonun rampalarda ... Devamını Oku...

Sebepsiz korkular

5. Kasım 2010

0 Yorum

Gecesi ayaz bir güz günü kadar karmaşık duygular içerisindeyim. Sanıyorum durmadan minareden atıyorlar beni. Ne işim vardır oysa minarede. Tamam çocukluğumda bir kez çıkmış ve aleme şöyle yukardan bir nazar sarf etmişliğim vardır ve lakin ne korku ... Devamını Oku...

Haki Yeşil, Kep, Koğuş

5. Ekim 2010

0 Yorum

Kıyametten önce 1995. Kıyametten önce kardan sonra. Erzincan. Askeriye. Kar dizboyu. Haki yeşile, bot ve kepe alışmış bir nefer. Islak, soğuk ve bîgâne bakıyor çevresine. Prefabrik yemekhane. En son depremden sonra yapılmış olmalı. Sıra sıra masalar, üzerleri yağlı tabureler. Yemekhane akşam yemeğine hazır. Ayağının dibinde ... Devamını Oku...