Archive | Okurken RSS feed for this section

Söyle Rilke: Yazmalı mıyım?

3. Şubat 2012

0 Yorum

Rilke, bir mektubunda şöyle yazar: “Yazar olmak isteyene kimse öğüt veremez, hiç kimse de yardımda bulunamaz. Yalnız bir tek yol vardır: içinize dönün. Size “yaz” diyen nedeni araştırın. Kökleri yüreğinizin en derinlerine dal budak salıyor mu, buna bakın. ... Devamını Oku...

Somut Şiir Manifestosu…

13. Ocak 2012

1 Yorum

Augusto de Campos

1. Somut şiir, dil öncesi topyekün bir sorumluluk üstlenmekle başlar: iletişimin elzem esasları gibi tarihsel tabirlerin önermelerini onaylar. O, sırf önemsiz araçlar oldukları için, yaşamasız, kişiliksiz, fikirleri defnetme konusunda ısrar eden kuralları içeren tarihsiz mezar taşları gibi duran sözcüklerin yutulmalarına karşıdır.

2. Somutçu şair ... Devamını Oku...

İnsanlar?

10. Ocak 2012

0 Yorum

Beşir Ayvazoğlu bir anekdotu paylaşıyor:

“Osmanlı devrinde Türkiye’ye gelen Lady Montagü ve Thomas Allom gibi yabancıların da dikkatini çeken bu gizli çiçek dili, kadın-erkek ilişkilerinin bugünkü kadar kolay olmadığı eski cemiyetimizde halkın haberleşebilmek için bulduğu sevimli yollardan biridir. Lady Montagü, 16 Mart 1718 tarihli mektubunda, Türklerin ... Devamını Oku...

Drina Köprüsü

31. Aralık 2011

0 Yorum

Drina Köprüsü’nün İngilizce çevirisinin önsözünde William H. McNeil, romanla ilgili olarak şunları söylemektedir:

“(Bu eserden başka) Ne Balkan ve Osmanlı tarihi alanında daha iyi bir giriş, ne de bizimkinin dışındaki başka bir medeniyeti okuyucuya daha ikna edici ... Devamını Oku...

Yenilgiden Dönerken Hz. Ali’ye Mektup

3. Aralık 2011

0 Yorum

Bir hafta sonu erken vakitte, Kayseri ayazında çay ile ellerimizi, muhabbeti ile yüreğimizi ısıtan Akabe’nin çınarı Esat Ağabey mekanında soluklandık. Aklımda biriktirdiğim bir kaç kitap. Bazısı teşrif etmiş Anadolu’ya bazısı dudak bükmüş, burun kıvırmış. Sağlık olsun.

Alper Gencer, netten takip ettiğim şairlerden. Bilgisayar ekranından okuduğum ... Devamını Oku...

Ahmet Haşim Bey Hayatını Anlatıyor

2. Aralık 2011

0 Yorum

Göl Saatleri şairi bir hafta evvel söz vermişti. Yalnız nerede buluşabileceğimizin tayinini bana bırakıyordu.
– Mesela matbaada görüşebiliriz. Her gün İkdam’dayım, dört ile beş arasında.
Bir gazetecinin gündelik hayatında bu saatlerin nasıl dakikası dakikasına taksim edilmiş olduğunu Ahmet ... Devamını Oku...

Akşamın Ölümü

29. Kasım 2011

0 Yorum

1933 yılı 3 Haziranında Haşim adamakıllı ağırlaşır. Böbrekler ve yürek görevlerini iyi yapamamaktadır. 4 Haziran Pazar günü, saat 15’e doğru birdenbire yerinden fırlar. Karısı, çıplak ayakla yere basmaması için, terliklerini getirir.
Haşim:
— Canım şimdi sırası mı? diye söylenir. Ve çaprazlamasına, yatağına yığılıverir.
Kendi deyimiyle ... Devamını Oku...