Ayakta Sümerbank ayakkabıları, bir yandan kayıp terimizden dumanlar savururken diğer yandan ıslanan ayaklarımızla donmak… Soğuk sıcak bilmeden karda çocukluğun en sıcak demlerini yaşamak, unutmamak, unutamamak… Bir gün diye başlayan cümlelerle “amma deliymişiz” eşliğinde yad etmek…
Şimdiki çocukların kar gördüğü yok ... Devamını Oku...
8. Ocak 2012
Oldukça kuvvetli bir rüzgar eşliğinde seyrettim filmi. Rüzgar estikçe acısı çoğalıyor, yavaşladıkça acısı da yavaşlıyor sandım. Bozkır’ın tamamına yayılan korku, acı ve direniş, filme, bir çocuk olan Timuçin üzerinden ustalıkla kurgulanmış. Şöyle bile düşünebiliyorsunuz bazı yerlerde: Bu kadar acının ...
Devamını Oku...
29. Aralık 2011
Klâsik Edebiyatımızda var olan bir deyim. Tebbeti ters okutmak diye bilinir. Genel mânâ itibariyle kurnaz, açıkgöz, uyanık kimseler için kullanılırmış. Bugün için çoğumuzun varlığından dahi haberdar olmadığı deyimlerimiz listesinde yerini almış.
“Tebbet”i az çok mürekkep yalamışlarımız bilir ki tersten okuduğunuzda da aynıdır. Şimdi bu bilgi ... Devamını Oku...
29. Ekim 2011
İnsan beyni mükemmel bir sistemin muhteşem bir parçası. Beyin, şaşırtıcı derecede karmaşık ve komplike olabilir. Mesela insan beyni 100 milyar’dan fazla nöron içerir ve bu nöronların her biri, kendi gibi 10.000 tanesiyle bağ yapar. İnsan beyni, kraniyal sinirler ve ...
Devamını Oku...
13. Ekim 2011
Mahir İz Hocaya sormuşlar:
-Keskin bir hafızaya nasıl sahip olunur?
-Evladım biz Osmanlı mektebine gittik. Bize ilk gün; “Yolda nasıl yürünür?” bunun kaidesini öğrettiler. Göz ayağın ucunda olacak yürürken…
Gözümüz hep ayağımızın ucundaydı. Hep önümüze bakardık.
Sizler boyuna etrafınıza bakıyorsunuz.
Ona bak, şuna bak. Sizde hafıza ...
Devamını Oku...
4. Eylül 2011
Her nesnenin bir hikayesi vardır mutlaka desek büyük laf mı etmiş oluruz? Mesela çiçeklerin… Çiçek, hani şu elimizin altında daim oluveren… Hani bir çok anlam yüklediğimiz, semboller sermayesi nesneler… Mesela Divan şiirimize Gül şiiri desek hata mı etmiş ...
Devamını Oku...
22. Haziran 2011
Uzaklar sırdır. Müphem libası vardır ve Ahmet Haşim’in renkleri kendisine en yakışan renklerdir.
Bilinmezlik zırhı vardır sır ile yoğrulmuş sözde.
Efsanelerle örülür sırlar. Birle beş yer değiştirir, yerle gök kavuşur birbirine.
Rivayetler sırdır ki heyecan pompalar damarlara…
Bir zamanlar ... Devamını Oku...
15. Ocak 2012
2 Yorum