Archive | Derkenar RSS feed for this section

Bayramlarımız Olsun

15. Kasım 2010

1 Yorum

Devamını Oku...

Matbaa

25. Eylül 2010

0 Yorum

Fetva ile işe başlamalı: Şeyhülislâm Yenişehirli Abdullah Efendi şu tarihî cevabı vermiştir:

“Basma san’atında mahâreti olan kimesnenin, tashihli ve hatasız olarak, kısa zamanda ve zahmetsiz ... Devamını Oku...

Elveda Ey Şehr-i Ramazan

8. Eylül 2010

0 Yorum

Ramazanın son günü.
Arefe.
Bayram kokusu topraktan yayılan yağmur kokusuyla birlikte geliyor.
Hüzün ve sevinç bu olsa gerek diyorum.
Mutlu ve kederli olmak böyle bir şey.
Gelenle sevinmek gidenle yüreği göndermek…

Bir gelenekten bahsediyor Osman Özsoy Haber7’de. Şöyle yazıyor:

“Ramazanın son iftar saatinde oruçları açmak ... Devamını Oku...

Çağıltı

31. Ağustos 2010

0 Yorum

Yokluğu görmüş güzel annem, bir iğnenin dahi gün gelip “gerek” olacağı bilgisini öğretti bana. Ulaşmam zaman da alsa, “var” olan bir şeyin “varlığını” unutmam. Hangi kuytuya, hangi deliğe girerse girsin, arar bulurum. Belki arşivciliğim, annemin zihnime kazıdığı bilgiye dayanır. Sarı, büyük ... Devamını Oku...

Zor Bir Film: Inception (Başlangıç)

16. Ağustos 2010

0 Yorum

Her mânâda  zor bir film Inception (Başlangıç). Film zihni melekelerimiz zorlamak üzerine kurgulanmış. Bu müspet bir özellik diye düşünüyorum. İzlediğiniz bir sahneyi, geçen bir diyalogu, kaçırdığınız bir hareketi yeniden izlemek arzusunu hissediyorsunuz. Bu da müspet.

Sinema sektörünün yönlendirme programcıları bize şöyle bir konu sunuyor:

Dom Cobb bildiğiniz ... Devamını Oku...

Alaca Bulanık

18. Temmuz 2010

0 Yorum

Alacayı bilirdim de “alaca bulanık“ı yeni duydum.
Dün ve önceki gün semayı kaplayan bulutlar ‘alaca bulanık’ı öğrettiler bana. Yeni bir bilgi. Yeni bir mutluluk.
Önemlidir. Altı çizilesidir. Bilinesidir.

Geçen hafta boyunca kırk derecelerden bakıyordu güneş. Karakış karşılığı diyorduk, meyveler olgunlaşacak diyorduk, Allah yazımızı yaz kışımızı ... Devamını Oku...

Kadri Bilinmemiş Bir Eser: Uzun Çarşının Uluları

23. Eylül 2009

0 Yorum

“Yıllar önce okuduğum iki kitaptan bahsetmek istiyorum: İlki, bir şehrin ancak bu kadar güzel anlatılabileceği, kadr-ü kıymeti bilinmemiş bir eserdi: Mitat Enç’in “Uzun Çarşının Uluları”. Hasetle okuduğum ve yazarını kıskandığım ikinci kitaptı. Anteb’i anlatıyordu ve ... Devamını Oku...