Biz lisede iken Sezai Karakoç üstad’ın Mona Rosa isimli meşhur şiirini sarı, teksir kağıtlarına, el yazımızla yazarak çoğaltırdık. Bir yasağın aralanışı gibi heyecanlandırırdı bizi bu şiir. Sanki bir gize şahitlik ediyor, bir sırrı paylaşıyor, varsa bir kabahate ...
Devamını Oku...
12. Aralık 2011
“Ey melek-rû âb u gilden çıkmadan Âdem henüz
Çâh-ı Bâbil’de gözün Hârût’a sihr-âmûz gibi” (Ahmet Paşa)
“Ey melek yüzlü sevgili, henüz Âdem su ve topraktan çıkmadan, gözün Babil kuyusunda Hârût’a sihir öğretmiş gibi.”
Allah ilk insan olan Âdem’i topraktan yaratmış, ona ruhundan üflemeden önce uzun bir süre ... Devamını Oku...
24. Kasım 2011
Rivayet ederler ki bir doktor akıl hastanesinin bahçesine havuz yaptırmış, bunu gören bütün deliler atlamışlar. 360 dönerek atlayanlar mı dersin balıklama atlayanlar mı dersin. Çeşit çeşit.
Doktor bir deliye sormuş :
Eee Nasıl buldunuz havuzu?
Deli: Vallahi cok güzel doktor bey.
Doktor: İyi o zaman ...
Devamını Oku...
1. Kasım 2011
Bizi yakalarımızdan tutacak, hırpalayacak sert ve illa “insana” dair metinlere ihtiyacımız var: Kendimize, “benim için nedir, ne anlam ifade ediyor” veya “ne kadar ben varım” ile yüzleşmemiz gerekir metinlerde. Şehrin ta öte ucundan koşarak gelen adamlar bize ne diyecek, hangi gözle bakacak? Toprağın uzağı cezalardan ... Devamını Oku...
6. Ekim 2011
Film icabı nedir bilmem? Rol yapamam. Sırf bu sebeple bana rolsüz roller verdiler. Dimdik durdum. Dizlerimin üstünde bile. Sözlerimle dimdik durdum. Dışlanırken de. İnsanların işlerine gelmeyen yanlarının ukala, tavizsiz, ekşi suratlı birisi tarafından durmadan suratlarına söylenmesi elbet hoş görülecek bir hadise değildir. Alışmak lazım. Birilerinin ... Devamını Oku...
29. Ağustos 2011

Gün akşama devrilmek üzere iken iftar huzuru akıyor yüreklerimize.
Ramazanın son günü, son sahuru, son iftarı…
Arınmış olarak bırakıp gidecek bizi Ramazan. Arınmış kalacak mıyız? İnşallah.
Ramazan alnımızda kalan sıcaklığıyla gidiyor. Yürek, ...
Devamını Oku...
4. Ocak 2012
1 Yorum