Elmacıktı.
Gelip elmaya kondu.
Bu bana tarifsiz dert oldu.
Bir yaprak kadar yeşile meyyal kuşcağız.
Kuvvetli bir nefesle üfürsen fersah fersah savrulacak.
Seveyim diye avucuna alsan, parmakların arasında kaybolacak.
Nefes dahi almadan kuru dal kesildim elmanın altında.
Pür telaş.
Pür güzel.
Bir “cik” dedi sese yol ... Devamını Oku...
11. Ekim 2010
İlk Söz diyor ve ekliyor Tarık Tufan Bir Adam Girdi Şehre Koşarak‘ta:
“Yakama yapışan cümleleri yazdım. Bir cümle insanın yakasına yapışır mı demeyin, yapışır.
Gördüklerimi, hatırladıklarımı, sayıkladıklarımı, unuttuğumu sandıklarımı, gözlerimi kapatır kapatmaz zihnime ...
Devamını Oku...
4. Eylül 2010

Eskiden terceme-i hâl veya çokluk Terâcim-i ahvâl olarak kullanılan tabir biyografi karşılığıdır. Asıl hâl tercümesi bir şahsın hayatının bir başkası tarafından yazılmasıdır. Bu husus vücuda getirilirken yazanın anlattığı şahsa yaklaşımına göre mahiyet ve değer kazanır. Bunun ... Devamını Oku...
19. Ağustos 2010
Bizim Müjganla ağlaştıklarımız bilindikten beri Mahur Beste’yi ne Ahmet Kaya’dan ne bed seslerimiz ile kendimizden dinlemez olmuş ve mümkünse “Ömrümüzün son demi son baharıdır artık / Maziye bir bakıver neler neler bıraktık” terennümünü hikayesiz kılarak mırıldanır olmuştuk. “Küserek ayrılırsak…” demeden daha ... Devamını Oku...
31. Temmuz 2010
Mustafa Kutlu bildik şeyleri ısrarla yazarak gözden kaçan, umursanmayan, ihmal edilen, öze dair olan hususların altını çiziyor. Yoksulluk İçimizde’den tutunuz da Sır’a, Yokuşa Akan Sular’dan bakınız da Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı’na varıncaya değil Anadolu, insanımız, ...
Devamını Oku...
29. Ekim 2010
0 Yorum