Archive | Hâmiş RSS feed for this section

Ben de şiir yazıyorum

4. Haziran 2012

0 Yorum

“Ben de şiir yazıyorum”

Ses yok.
Oysa bu cümle için kendimi ne kadar zorlamış, ne kadar provadan sonra bir dağın bir dağa akması gibi söyleyip bir anda boşaltmıştım içimi.

Şimdi bomboş bir içle kalakaldım yağmura baktığım camın ardında.
Söz söylendi ve alıp başını gitti.
Şiirimin muhatabı gitti.
... Devamını Oku...

Geri döndüler

13. Mayıs 2012

2 Yorum

Aşk olsun toprağa.
Yağmura, buluta, rüzgara…

Uzun zamandır göremediğimiz, ancak hafızalarımızda yaşayan, yaşatabildiğimiz ansızın yağmurlarla geçiyor günler.

Eskiden Nisan, Mayıs aylarında hep böyle olurdu. Saat ikindi oldu mu hava kararır, iki saat yağar, sonra birşey olmamış gibi tekrar açardı. ... Devamını Oku...

Sizin baharınız hangisi?

7. Mayıs 2012

0 Yorum

Divan şairlerinin dediği gibi “Cünûn devri” bahar, bir çılgınlıkla geçiyor.
Asmalara, güllere, açıklıktaki ağaçlara “ayaz” öylesine değmiş ki sürgünler yerine gövdeden, kökten fışkıran bir eyleme düçar kılıyor.
Şükür ki bahar.
Şükür ki yol bulup uzanıveriyor dal budak.
Şükür ... Devamını Oku...

Yazmak için yaşıyoruz

24. Nisan 2012

1 Yorum

Yaşam dibsiz bir kuyudur derler. Yazı da öyle. Girersin, çıkamazsın; bakarsın, göremezsin; yaşarsın, susarsın… Şöyle haykırırız sonra: Yazmak için yaşıyoruz.

Sonra.

Yazılmış bir yaşamı tekrar yazıyoruz.
Üzerinden gidiyoruz aynı kirli harflerin. Aynı ısssızlık, aynı benzerlik, aynı karalamalar…
Şekva halimiz “yazısız” bir sızıya düçar olmaklığımızdandır ve lakin döngü ... Devamını Oku...

Aşk olsun!..

7. Mart 2012

0 Yorum

Ayazın böğrüne kor gibi sokuldu cemre.
Bunu havadan bildi ihtiyarlar.
Kanatlarını kuzeye açmış kuşlar bildi bulutlara bakarak.
İki vakit arasında kardan buza, buhardan dumana gidip gelse de mevsim, ağaçların bir dinçlik ile şen baktığını, uyurbakar şakacılığı ile bigane durup bıyık altından güldüğünü dalındaki serçeden toprağın ... Devamını Oku...

Çocukların elleri

26. Şubat 2012

0 Yorum

Romy Schneider ölü bulunduğunda avucunda sıkışmış bir kâğıt parçası varmış.
Kendisi gibi tiyatro ve sinema oyuncusu olan babası Wolf Albach- Retty‘nin bir zamanlar yaşgünü hediyesi olarak yazıdığı şu sözler okunuyormuş o kağıt parçasında: “Çocukluğunu cebine sıkıştırıp kaç buralardan, ... Devamını Oku...

Anla Mona Rosa

4. Ocak 2012

3 Yorum

Biz lisede iken Sezai Karakoç üstad’ın Mona Rosa isimli meşhur şiirini sarı, teksir kağıtlarına, el yazımızla yazarak çoğaltırdık. Bir yasağın aralanışı gibi heyecanlandırırdı bizi bu şiir. Sanki bir gize şahitlik ediyor, bir sırrı paylaşıyor, varsa bir ... Devamını Oku...