Archive | Kuyu RSS feed for this section

Akif Hasreti / Akif’in Hasreti

15. Ekim 2009

0 Yorum

İşte böyle evladım…Kah bıçak kavgaları kah Bağdat’a atılan bombalar arasında kaldık bu günlerde. Herkes bizim idam belgelerimizi imzalamakla uğraşırken biz, kimsenin tavuğuna “kışş” dememenin vicdan rahatlığı içinde gardımızı aldık ve bekledik. Ne çare ki dost bî vefâ, devr zalim, hasımlar alçaktı…

Bazı günlerimiz Sebilürreşad’la Akif iken ... Devamını Oku...

Şehik

6. Ekim 2009

0 Yorum

sensiz
göğün gömlekleri arasında
derimle ruhum arasında
cıvık ve delişmen bakışlardan başka
bir yer bulamıyorum
başıboşluğudur geceyi karşıma koyan

ellerinden girilen kapılar kör
bakışını tutsak buldum baharlarda
sen oysa
sokaklar kadar sevecen
eteklerine yıkılan gürültüler kadar
suskun değildin

oysa sen
yürüdün mü malihülyalar gelirdi peşin sıra
jurnaller, ... Devamını Oku...

Jezabel

3. Ekim 2009

0 Yorum

Bahar bitmek bilmiyor. Kuşların feryadına takatim yoksa bu sana müptelalığımdandır Jezabel. Bu bahar bitmiyor, bu ağrım gitmiyor Jezabel.

Adınız ne idi Jezabel? Ya elleriniz? Dokunduğunuz ateşlerin güzelleştiğini, mevsimlerin durduğunu, dağın ötesine düşen ay kırıntılarını görmüyor musunuz Jezabel? Bu kadar yıldır bana dokunmadınızsa, ellerinizin meltemliğini, nefesinizin yangınlığını ... Devamını Oku...

Kinâye

28. Eylül 2009

0 Yorum

maveradır yüreğim, kılcal damarlarım kör
gözevlerimde istanbul’u kül eden bir yangın
gecenin kalkanını delip geçen bu ruzigar
bu bağırtılar, kan çanağında ovulan ellerim…

ben alabildiğine me’yus kinayeyim, kasrım yok
alnımı çarptığım infazlar dürdanedir, ibrişim
öksürürken ağlarım, çağıltı nedir bilmez barbarlığım
kibrit kutularından çaldığım gülşenim…

ben alabildiğine me’yus ... Devamını Oku...

Ben Sonbahar

27. Eylül 2009

0 Yorum

Daha yeni Ramazandı…
Bayramdı.
Huzurun elleriydi ellerimizdeki sıcaklık.

Şimdi bomboş günler gibi kalakaldı.

Nasıl hızlı akıyor zaman ve içerisinde bizler. Hızla giden trenin pencerelerinden ne kadar görülebilirse dışarısı o kadar görebiliyoruz. Bizi çalıp götüren yalnızlık kaçakları, derin kuyuların karanlıkları, dal budak salmış mavi gök özlemlerimiz…

Flu resimler. puslu gök ... Devamını Oku...

Kadri Bilinmemiş Bir Eser: Uzun Çarşının Uluları

23. Eylül 2009

0 Yorum

“Yıllar önce okuduğum iki kitaptan bahsetmek istiyorum: İlki, bir şehrin ancak bu kadar güzel anlatılabileceği, kadr-ü kıymeti bilinmemiş bir eserdi: Mitat Enç’in “Uzun Çarşının Uluları”. Hasetle okuduğum ve yazarını kıskandığım ikinci kitaptı. Anteb’i anlatıyordu ve ... Devamını Oku...

Tâlikât Beyânındadır

18. Eylül 2009

8 Yorum

Tâlikât, bir kitabın içindekileri tashih veya izah maksadıyla sayfa kenarlarına yazılan yazılar (derkenar), düşülen notlar demektir. Kültür geleneğimizde önemli bir yer teşkil eden “kitaba zeyl” veya “tashih” sebebiyle böylesi yazı yazanlar okudukları kitabın sayfa kenarlarını kullandıkları gibi düşüncelerini müstakil bir eser olarak da kaleme alırlarmış.

Zamanımız ... Devamını Oku...