Suçlu ayağa kalk ve ağla.
Nasıl olur?
Olur.
Kendini yerden yere atarak ağlayacaksın. Ağlayamıyorsan ağlar rolü yapacaksın. Bas bas bağıracak ve değme sinemacıları kıskandıracak derecede rolüne herkesi inandıracaksın. Sen yap gerisi gelir. Bak ağlıyor herkes. babaları ölse böyle ağlamazlar, emin ...
Devamını Oku...
17. Kasım 2011
Sisle indin.
Gökle yerin, yerle denizin, karla yeşilin, yeşille toprağın, toprakla börtü böceğin güneyli yüzüyle indin geceye. Hayret verici bir gece gibi yürüyordun söz ülkesinin lirik sokaklarında. Seni gören su, bulut sandı, aşk saldı ikindiye. Çok eski, çok daha ...
Devamını Oku...
9. Kasım 2011
Değerli araştırmacı Müjgan Cumbur bir makalesinde “Anadolu’da doğup yetişmiş, zamanla devlet işlerinde çeşitli yüksek makamlara gelmiş kimselerin doğdukları yerleri kültür müesseselerinden, kitap ve kütüphaneden mahrum bırakmamak için yaptıkları vakıflar 16. yüzyıldan başlar, 19. yüzyılın solarına kadar ...
Devamını Oku...
15. Eylül 2011
“Söylenmiş hiç bir söz yere düşen bir yapraktan daha gerçekçi değildir.” Böyle buyurmuş üstad Abelard.
Ne dersiniz?
Doğruluk payı var mıdır sizce?
?
Cam kırıldı. Ayna yerde. Toprak çizdi suratımızı. Sırtımızda ve karnımızda taş. Rüzgar kırbaçlıyor. Kar, ıslak ve soğuk. Kar, ... Devamını Oku...
5. Eylül 2011
Ben, yeni şehirlerde yaşamalıyım. Yeni caddeler, yeni binalar, yeni mimari, mutlaka yeni insanlar. Ne demek yeni insan? Mukim, yerleşik düzenin değişmezi, hiyerarşide asla atlanmayan unsur. Taşralı.
Ben, yeni şehirlerde yaşamalıyım. Hepsinden öte kalabalık olmayan yeni şehirlerde yaşamalıyım ben. Kalabalıklarla akmak ... Devamını Oku...
1. Temmuz 2011
“Eskiden” diyor, Dursun Gürlek ‘Ayaklı Kütüphaneler’de Babanzâde Ahmet Naim’i anlatırken: “Eskiden İstanbul kahvehanelerinin bazıları tam anlamıyla “kıraathâne” idi. Devrin şairleri, yazarları ve sanatçıları bu kıraathânelerde kitap, gazete, dergi kıraat ederler, uzun uzun sohbetlerde bulunurlar, siyasetten tarihe, aktüaliteden ...
Devamını Oku...
5. Haziran 2011
Cumhuriyet köklü bir milat oldu bu ülkede. Yaşayanlar, Cumhuriyetle birlikte geçmişe ait hatların telafisi mümkün olmayacak şekilde koptuğuna şahit oldular… Gelenek’e ve yerel’e ait ne varsa yeni Cumhuriyet tarafından “red” ediliyor ve yerine azıcık Batı, birazcık uzak tarih, bolca acayiplik ve ... Devamını Oku...
11. Ocak 2012
0 Yorum