“Söylenmiş hiç bir söz yere düşen bir yapraktan daha gerçekçi değildir.” Böyle buyurmuş üstad Abelard.
Ne dersiniz?
Doğruluk payı var mıdır sizce?
?
Cam kırıldı. Ayna yerde. Toprak çizdi suratımızı. Sırtımızda ve karnımızda taş. Rüzgar kırbaçlıyor. Kar, ıslak ve soğuk. Kar, ... Devamını Oku...
12. Nisan 2011

Ben ve siyaset, pek yan yana gelmeyiz. Bu derin geçmişe dayalı bir muhabbetin kırılgan dokularla hasar yaşaması değil bizzat birbirimizden uzaklığımıza dairdir. Sevmeyiz birbirimizi. Sanırım bunda bir hikmet vardır.
Ben ve siyasiler, pek yan yana gelmeyiz. Bunun sebebi siyasilerin menfaat ... Devamını Oku...
29. Ocak 2011

Dünyanın dört bir yanından ekranlara yansıyan kar ve kış manzaraları “şehirli” kimliğimizle bize az da olsa teselli sunabilir. Hatta mümkünse bir haftasonu kaçamağı ile yakın bir kayak merkezinde çoluk çocuk hoşça geçirilecek bir kaç saatlik dilim hem ... Devamını Oku...
4. Aralık 2010

Bizim siyah beyaz filmlerimiz Haydarpaşa’dan başlardı. Biz siyah beyaz bir film ile bilirdik Haydarpaşa’yı… Biz yani taşralılar ellerimizde tahta bavullar, başımızda rengimizi saklayan terekli şapkalarımız ve asla ütü ile tanışık olmayan rengarenk libaslarımız ile Haydarpaşa’nın ... Devamını Oku...
10. Ekim 2010

Şimdi, şu an, hep an Erciyes’e bulut bulut kar yapıyor… Allah Allahh…
Düşen bir uçağın karakutusundaki sesler: Devamını Oku...
28. Temmuz 2010
Sanki gök devriliyor gök üstüne.
Göğe devriliyorum. Yanma seansları.
“Eyyam-ı Buhur ola ki yanıyorum” deyip iniyorum düze. Çok mecbur kalmadıkça şehri şereflendirmiyorum. Herkes kendi yoluna diyeli çok oldu şehirle. Uzayan yollar, tek ü tenha alıç ve komşulara on beş kanat uçumu bir mekanda senelerdir eğleşirken ...
Devamını Oku...
15. Eylül 2011
1 Yorum