Archive | Üzgünlük Bildirisi RSS feed for this section

daha dün söyledin

30. Eylül 2009

4 Yorum

daha dün söyledin çelik zırh değil gözlerim
fabrikalardan ve çocuk çığlıkları
devşirmiyorum yüreğim katil
daha dün söyledin
sülüs değil bu korku
ay ışığında vavdır, frenk olmadı hiç
ışık ne yandan gelirse gelsin demedin
dağlarım, çabucak akıyor nehirler
bir yıldız kayıyor
bir güvercin ölüsüyüm şimdi
daha ... Devamını Oku...

Bir Periveş, Bin Bela

25. Eylül 2009

0 Yorum

Ülkenin baharları ile hemhâldin. Kim olduğun konusunda en ufak bir fikre sahip değildi insanlar. İstihzalı bakanlar olsa da dudakların mütebessimdi. Ve elbet umursamıyordun. Kaç yıldır, sen de unuttun, bir periveşin rüyaları ile fırlıyordun uykularından. Saltanatın sarsılıyordu. Enflasyon fırlamış, hapishaneler ayaklanmış, şehirler ve şehirliler ayağa ... Devamını Oku...

Gevher Nesibe Hatun

23. Eylül 2009

0 Yorum

Rivayet oldur ki:

Gevher Nesibe hanım, evlilik çağına gelince, Selçuklu kumandanlarından birisi ona talip olur. Kardeşi Gıyaseddin Keyhüsrev de, Gevher Nesibe’yi isteyen kumandana, gidip bir bölgeyi fethetmesini söyler: “Emrindeki askerlerle fethi gerçekleştirir, topraklarımızı genişletirsen sana kız kardeşimi verir ve baba mirasına ortak ederim” der. Kumandan da ... Devamını Oku...

Taşralıyız

22. Eylül 2009

0 Yorum

Lalenin 16. asırda Avusturya’nın Osmanlı Devleti’ndeki büyükelçisi “Ogier Ghiseli de Busbeca” tarafından Avrupa’ya götürülerek tanıtıldığı kabul edilmektedir.

Özellikle Hollanda’da sevilen ve yeni türleri yetiştirilen lale yine bir Avusturya büyükelçisi olan Schimitt Horn tarafından Türkiye’ye getirilmiş, böylece İstanbul’da yeni bir zevk başlamıştır.

Lale Devri.

Edebiyatımızda Lale, başka ülkeden geldiği ... Devamını Oku...

Yüzün Rengi

19. Eylül 2009

0 Yorum

Öfke.
Damarlarının kasıldığı, içinden akmakta olan kanın çekilip kuruduğu an. Gözler, zifiri karanlık. Yukarılardan taş, kaya yuvarlamak gibi. Koskoca dalgalara son savletinle vurmak, beton duvarları naçar yumruklamak gibi. Kim olursa olsun, niçin olursa olsunıeırılan yumruk, sıkılan dişler bir başka boyutudur insanın. Vurdun mu yıkarsın, sustun ... Devamını Oku...

Delinâmeler – 5

14. Eylül 2009

0 Yorum

ONALTI

İtiraf ediyorum: ihanet ettim. Ne düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum; lakin vakıa bu. Kaçınılmaz olan gerçekleşti ve şairin “ihanet etmedim Eylül” serlevhasına inat ben ihanet ettim. Ne etimolojik tahlillere girişeceğim ne siyak ve sibakından bahsedeceğim. ... Devamını Oku...

Değişim

12. Eylül 2009

0 Yorum

1300 senelerinde etrafı toza dumana katarak eğlenen bu Nuri Bey, bütün semtin ve benim çocukluk senelerimin en güzel kızlarının babasıydı. Hiçbir işi yoktu, satıp savmakla, biraz da Yanya taraflarındaki arazisinin geliriyle evinin masrafını, o kadar güzel giydirdiği kızlarının tuvalet paralarını, damadının maaşına ilave ettiği cep ... Devamını Oku...