Archive | Yalnız Ölümler RSS feed for this section

Göğe Bak

5. Kasım 2009

0 Yorum

Göğe bak
Sabaha taş da yıldızlardan
Bir şiirle sus ırmaklara
Oruc bereketi aksın gözün yaşın
Kelam yazsın, göklere bakma zamanı
Kar ol, erit merhameti
Kuş ol, kul ol, yol ol
Beş vakit gökler
Sana kalsın

Denize koşan çocuk ol
Kabuk bağlayan yara kıl, ay iki naz
... Devamını Oku...

Mutmain Güzler

30. Ekim 2009

0 Yorum

Soğuk.
Kuru ve haşin yapraklar.
Sert ve kirlenen yapraklar.
Ömrü biten yapraklar.

Rüzgâr.
Önüne katıp duldalara yığıyor yaprakları.
Gülün dibine, ocağın altına, kapının ardına.
Avuçladıkça dağılan ve bin parçaya dönen yapraklar.

Soğuk ve rüzgar ve güz.
Öğleye kadar yaz taklidindeler. Sırtımızda dost eli. Sımsıkı.
İkindiyle ihanet içindeler.
... Devamını Oku...

Uzun, çok uzun bir yürüyüşe çıkmakmış hayat

13. Ekim 2009

0 Yorum

Sessiz bir gürültüyle düşüyor yaprak.
Yaprak, bağrında taşıdığı ölümle düşüyor.
Ölüm yaprakla düşüyor yere; toprakla vuslat başlıyor.
Yaşlı adam, toprakla yaprağın ölümcül vuslatını güzbeli ile nazarlardan saklıyor.
Toprak sesinden başka çıt yok.

Yaşlı adama doğru yürüyorum.
Bir elmaya kurt giriyor; bir kuş ölüyor; bir adam…
Yüz ... Devamını Oku...

… Ağabey

8. Ekim 2009

0 Yorum

Bütün diğer meçhûller gibi ne adı, ne doğduğu topraklar ne de doğum tarihi tam olarak biliniyor. Rivayetler 20. Asrın ortalarına dair. Doğrusunu daim Allah bilir. Genellikle ikinci adı ile anılır. “… Ağabey”. Ankara İlahiyatta yıllar süren bir öğrencilik yaşadı. Sağlam, sarsılmaz bir mantığı ... Devamını Oku...

Bîgâne

4. Ekim 2009

0 Yorum

Mesai sonrasının yorgun soytarısı.
Kanepeye uzanmış, elinin altında kumanda.
Karşısındaki tv’de kanallar akıp gidiyor.
Zapping diyorlar buna. Prime Time’da öğrendi uzun zaman önce.
Lambası florasan, içtiği nescafe…

Amerikalının bozulan hormon dengesine uçaklar düşüyor.
Habere bîgâne.
Uçaklar bomba yağdırıyor, niçin, nasıl, nereden çıktığı unutulan Afgan savaşında, ayrım ... Devamını Oku...

daha dün söyledin

30. Eylül 2009

4 Yorum

daha dün söyledin çelik zırh değil gözlerim
fabrikalardan ve çocuk çığlıkları
devşirmiyorum yüreğim katil
daha dün söyledin
sülüs değil bu korku
ay ışığında vavdır, frenk olmadı hiç
ışık ne yandan gelirse gelsin demedin
dağlarım, çabucak akıyor nehirler
bir yıldız kayıyor
bir güvercin ölüsüyüm şimdi
daha ... Devamını Oku...

Bir Periveş, Bin Bela

25. Eylül 2009

0 Yorum

Ülkenin baharları ile hemhâldin. Kim olduğun konusunda en ufak bir fikre sahip değildi insanlar. İstihzalı bakanlar olsa da dudakların mütebessimdi. Ve elbet umursamıyordun. Kaç yıldır, sen de unuttun, bir periveşin rüyaları ile fırlıyordun uykularından. Saltanatın sarsılıyordu. Enflasyon fırlamış, hapishaneler ayaklanmış, şehirler ve şehirliler ayağa ... Devamını Oku...