Archive | Ya Sabır RSS feed for this section

Sabır Durağı

17. Ağustos 2010

0 Yorum

Kalabalıklar … Her bir elifin beli bükük.

Karanlık, ıssız sokaklarda yürüyorum; sınıf alabildiğine uzuyor; çocuklar, başları eğik, gözleri nemli, gönülleri dar…

Çocuklar.

Merhamet yakıyor genzimi. Kaçamadığım bir koku bu. Her adımda yerde yakalıyorum mahcupluğunu çocukların. Ayakkabıları hep eski çocuklar…

Hasbelkader yeni bir çift pabuç, büyük ağabeyden kullanılmadığı için lekesiz ... Devamını Oku...

Namet Azgını

7. Ağustos 2010

0 Yorum

Başlığı gören okurun zihninden geçen büyük ihtimal yazım yanlışı veya tashih hatası olduğu yönündedir. Oysa doğrudur başlık. Üstad Nuri Pakdil’in sıkça başvurduğu “Doğrudur; dizgi, düzelti yanlışı yok” dipnot ikazına mahal bırakmayacak derecede doğru. Bir farkla.

“Namet Azgını” gerek ses gerek kullanım sahası itibariyle “Nimet Azgını”nın galat-ı ... Devamını Oku...

Mahşer

24. Temmuz 2010

0 Yorum

Köşebaşına bırakılmış şüpheli bir paket gibi bakıyorsun bana.
Avucumda bir resim. Rüzgar estikçe çoğalıyor. Acı bir öykü anlatır gibi bakıyor rüzgara.
Herkes taş kesiliyor. Işıklar sönüyor. Yıldızlar sönüyor. Oysa titreyen ayaklarım çığlık atarak sürgüne ... Devamını Oku...

Döneceğiz Mekke

22. Haziran 2010

0 Yorum

Mekke. Dünyanın kalbi. İnsanın kalbi. “Allah’ım! Burası Senin Harem’indir, muhterem ve emin kıldığın beldedir. Benim vücudumu da Cehennem ateşine Haram kıl. Kullarını yeniden dirilteceğin Kıyamet gününde beni, azabından emin olanlardan eyle. Beni, Sana itaat eden sevgili kullarından kıl.”

Duamız Mekke üstüne, Kabe üstüne.

“Allahım! ... Devamını Oku...

Sayfa 3 - 3123