Çekilmek

Paz, Tem 3, 2016

Kendi

Çiçek yetiştirmek münferit bir hadisesidir. Göğe bakmak gibi. Dua gibi. Susmak gibi…

Bunun bir fıtrat yönü olduğunu düşünüyorum. Uyumsuzluk değil kastettiğim. Aykırılık hiç değil. Kitabı yalnız okursunuz. Yalnız aşık olursunuz. Yalnız çıkarsınız dönüşünü düşünmediğiniz yollara. Lakin bazı şeyler vardır ki yalnız yapmanın kekremsi tadına tahammülsüzdür. Size o çark içerisinde bir rol verir; sizi vazifeye salar. Özveriyle çarkınızı döndürürsünüz, mutmain bir bulut geçer başınız üzerinden, heyecanınız artar vs. Lakin vazifenizden başınızı kaldırıp baktığınız zaman sizden başka çarkını döndürenin olmadığını görürsünüz. Kalabalıkla iş görmenin mutlak huzuru ve rahatlığı içerisindedir birileri. Arka su gelmemektedir. Seslenirsiniz: Suuu… Duyanınız olmaz. Gider arka çevirirsiniz suyu. Tekrar çarkınızın başına. Diğer çark sessizdir. Seslenirsiniz. Bigane bir nefes inip kalkmaktadır lakayt göğüs üzerinde… “Aman” der bir kırık ses, “olduğu kadar.”

!..

Kolektif olmayı gerektiren işlere nazaran münferit işlerin kendince bir fiyakası ve vicdani mes’ûliyeti vardır. Başkalarıyla şiir yazamazsınız. Kalbinize başkalarını alarak dönemezsiniz. Yaşadıklarınıza toplu nedamet duyamazsınız lakin bu yalınlık “keşke” kapısını durmadan çalar. Yaşadıklarımızdan sonra el alemle gelen düğün bayram diyememek, teselliyi “herkes”te bulamamak yalnızlığınızın sağlam olup olmadığını sınar, durur.

Kalabalığa tahammül kadar belki ondan daha çetin bir zorluktur yalnızlığa çekilmek.

Sağlam olmayı gerektirir. Dirayetli olmayı… Kulaklarımızla değil kalbimizle dinlemeyi bilmeyi.

Daim yapayalnız yaşamak ve sedler örmek mümkün değil.

Ramazanın son on gününde ihtiyar edilen itikaf gibi ömrün de belli dönemlerinde itikafa çekilebilmeli insan.

O belli dönemleri hissedersiniz. Göksel bir nidaya ihtiyaç duymadan duyarsınız. Kör olsanız bile görürsünüz. Dağ taş sanki Ebu’l Musa Eş’ari olur seslenir:

“Ey insanlar, fitne çok fena birşeydir. Fitne karnı aç, haris ve obur bir canavardır. Ben size emrediyorum. Kılıçlarınızı kınlarına sokunuz. Evlerinize çekiliniz. Biliniz ki, ben sizin iyiliğinizi istiyorum; siz de benim iyiliğimi isteyiniz. Ben sizi aldatmıyorum; siz de beni aldatmayınız. Bana itaat ediniz, dininizi de dünyanızı da kurtarırsınız. Bu fitnenin ateşinde onu, o ateşi yakanlar yanar.”

!..

Ebu’l Musa gibi sesinizi duymazlar, kısarlar sesinizi ve inzivaya yoluna çıkarsınız. Gönlünüz bin bir parça.

“Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten” dilinizde.

Her şey bir rüzgara bakıyor.

Oysa.

Çekilmek bir meziyettir.

Kalbinize çekilin.

Yorum Yaz