Çiçekli Demlik

Per, Nis 22, 2010

Üzgünlük Bildirisi

“Çocuklar ders çalışmıyor” diyor, “ne yapacaksan?”
Başımı kaldırmıyorum.
Gözüm çiçekli demlikte.
Durduk yerde dönüyor rüzgâr gülü. Komşunun çocuğu sebepsiz yere ağlıyor. İki göz düştüğü yerde karşılaşıyor: sitem ve üzgünlük.
Yine sitemdir galip.

Erzincan karlar altında. Yürek ayaz.
Eldivenlerimi yakıyorum. Ellerimi yakıyorum.
Munzur seda veriyor. Ah diyor Munzur. Koğuş 270 kişi. Lisan-ı hâl ile “ah” diyor, biliyorum.
Ayaz, hasret kadar yakıyor.
Bunu da biliyorum.
Hesapsız acılarla.
Zemheriye tutsak günler. Saatlerce telefon kuyrukları, buz kesen ayaklar, yırtılan gırtlak ve yürekte gam…
Ahmet fırtınalar koparıyor yemekhanede.,yağlı tabureleri birbiri ardınca tepikliyor, bağrına vurdukça yumruklarını çaresiz, sövgüler dökülüyor ağzından.
Tokatlı Ahmet.
Hanımından dökülen lavlarla duvara tosluyor.
İsyana duruyor Ahmet.
Aklı duruyor.
Uzağa duruyor.
Ahmet’in çiçekli demlikte gözü. Ellerimi tutuyor. Yeşile, kepe, bota isyana…
Biz çocukları dersaneye göndermeden onlarca yıl önce Ahmet Tokat’a namus kavgasına gidiyor…
Onlarca yıl sonra Ahmet ellerimi tutuyor.
Tıpkı Erzincan’ın karlı dağlarına bakar gibi bakıyor gözlerime.
Çiçekli demlik arıyor gözleri.
Aşka, vefaya, yağmura akıyor.
Onlarca yıl Ahmet… Onlarca yılla beli bükülen Ahmet. Ya yüreği?

“Çocuklar kolay” diyorum. “Ahmet’i yolcu edeyim bakarım çaresine”
“Ahmet kim” diyor?
O da bakıyor çiçekli demliğe.
Ahmet yok oluyor…

,

One Response to “Çiçekli Demlik”

  1. Aynur Yavuz Diyor ki:

    Çiçekleri olmayan bir demliğe bakarken, biz çocukları dersaneye göndermeden önceki dünya geldi durdu karşımda.Tüm yokluğa rağmen daha aydınlık daha umut verici..
    Birde hasret ayazdan hep daha beter yakıyor…

    Cevapla


Yorum Yaz