Çok Kısa Öykü

Per, Oca 19, 2012

Fildişi Kule

Ömer Seyfettin okuduk. Bomba dedik, Pembe İncili Kaftan, Forsa… Nereden başladığımız ve nereye gittiğimiz belliydi bu öykülerde. Karakterler adam gibi, vak’a taş gibi, mekan dört başı mamur. Gelenek devam etti Abdullah Efendi’nin Rüyaları düştü bahtımıza. Necip Fazıl’la Hikayeler, Mendil Altında sonra… Sonra oturduk Sait Faik’le denize taş attık, Hişt, hişt diye seslendik birilerine. Peyami Safa, Ziya Osman Saba, Sabahattin Ali… Biriktik doğrusu. Mustafa Kutlu ile taştık göletlerimizden.

Bunlar öykü idi. Bir de öykü gibi olanlar vardı. Hani öykü bir olay, bir epizot, bir anekdot, bir fabl, bir kıssa, bir monolog veya deneme kılığına bürünmüş bir kurmaca değil miydi? Evetti. Öyleyse bir de şöyle buyurun diyenler vardı. Onlar da öykü diyordu yazdıklarına. Pek afili diyorlardı:

Roberta Allen, çok kısa öykünün teknik özelliklerinin kısalık, şiirsel bir dil kullanımı, yoğunluk, sürpriz ya da beklenmedik bir olay barındırma olarak sıraladı.

Fred Chapell, çok kısa öykünün iki temel ögesi olduğunu savundu: Kısalık ve okurun rahatını kaçırma…

Çok kısa öykü Enis Batur’un tam olarak yazınsal bir tür olarak tanımlanamayan, kesin ölçü ve ölçütleri bulunmayan yazı biçimleri için kullandığı “tanımlanamaz yazınsal nesne” tarifine girdi.

Ve durduk. Ne oluyoruz dedik hep bir ağızdan. Olan olmuştu lakin.

Televizyon ve sinemayla büyüyen bizler, betimleyici açıklamalara gittikçe daha az gereksinim duymaya başladık. Her şey gözümüz önünde birden cereyan ediyordu. Bir yerden bir başka yere, bir ruh halinden başka bir ruh haline, bir sahneden başka bir sahneye, bir atmosferden başka bir atmosfere anında gitmek için sürekli bir açlık duyduk. Hızlı yaşamak dedik buna. Sonra kısa kurmaca, sinemadan, sinemanın bize sunduğu anlık görüntüleri (coup d’oeil) kullanmayı öğrendi. İşlem tamamdı. Son noktayı Irving Howe üstadımız koydu:

“Dolaysızlığın göz kırpışına tercüme edilen an.”

Pencerenin açılması veya kapanması gibi anlık bir kavrayış buyuran William Peden de hükme katıldı.

Bir kez daha Roberta Allen, a kulak vermek gerekirse kısalık, şiirsel bir dil kullanımı, yoğunluk, sürpriz ya da beklenmedik bir olay barındırma bize derin bir nefes aldırıyor.

Sevdik bu türü.

, ,

Yorum Yaz