Cüz I

Per, Tem 2, 2015

Kendi

Gidiyor.
Gitmek fiiline liyakatli bir cümle düşürmek istiyor.
İstiyor ki o an granit bir “an” olsun.
Sessizce konuşuyor. Sözsüz konuşuyor. Gökten bir yıldızı alarak konuşuyor.
“Yaşamak, uzun bir cedelleşme” diyor. “Ve vakit tutmazsak ziyanımızdır.”
Dönüp gidiyor. Gölgesi yok. Sözü yok.

Ne demek istediğini biliyorum.
Ne demek istediğini biliyor.
Bilmek ikimizin de dudaklarındaki istihzayı alıp götürüyor. Sessiz bir ormanda harfsiz bir musiki tınısı dolaşıyor kulaklarımızda.
Arabalar geçiyor, homurtularıyla uçaklar, çocuklar, özürlüler, özürsüzler, gök, deniz… La havle vela kuvvete illa billah geçiyor kalbimizden.
Gitmelere katıyoruz. Yalnızlıklara. Günlük hengameye. Yarım bırakılmış şiire. Erken yaşta biçilen göğ ekinlere. Kısa cümlelere. Diploma merasimlerine. Çocuğumuzun kulağında ilk sese. Anneye. Ölüme. Hayata…
Gitmelerle kalkıyoruz istatistik bilgilerinden alın kırışıklarımıza.

La havle vela kuvvete illa billah oruclu kalbimize. Sabrımıza. Yazgımıza.

Ekranda alt yazılar geçiyor. Seçim sonuçları geçiyor, protesto haberleri, ahlaksız savaşlar, intihar saldırıları, şiiler, sünniler, hesaplar, ölümler… Yazılar birden değişiyor. Renk değişiyor. Harfler değişiyor. Diller değişiyor. Göz retinasında sadece La havle vela kuvvete illa billah okunuyor. İla nihaye La havle vela kuvvete illa billah… Daim La havle vela kuvvete illa billah… Elhamdülillah La havle vela kuvvete illa billah…

Yorum Yaz