Daktilo

Cts, Mar 23, 2013

Dün'ler

Şiir ses verdi de zulaya kaldırılmış daktilonun tık tık sesleri karşıladı onu.
Kopuk şeridi, eskimiş ve kırılmış tuşları ile bir zaman elimiz altından eksik olmayan daktilo ses veriyor derin bir uykudan.
Geçmiş diyor şehrin muğlak suratı.
Mazi diyor. Serencama bak diyor “tık” sesi:

Kaleme alıyorduk bir zamanlar… Sonra beyaz kağıtları özenle yerleştirip nefis sesleri ile daktiloya…
Şimdi kuru tıkırtılar ancak bir yanımızı eksik yazıyor ekrana.

En çok kendi ismi yazmayı severdim.
Sonra “sayha” yazmak keyif verirdi, seri yazılırdı, sıcaklık yayılırdı tuşlardan.
Bir mısraın sonuna atılan noktanın “tık” sesi huzur verirdi. Her okuyuşta o nokta aynı ses ile selamlardı bizi.
Hem bir ciddiyete çağırırdı daktilo bizi. İlla bir masa başında. Sanki arzuhâl yazıyoruz resmiyetinde.
Belki sıkı bir babanın sert bakışları altında hissederdik kendimizi.

Daktilo.
Bir neslin sesi.
Acıların, hüzünlerin, sevinçlerin, coşkuların, karşılıksız aşkların, sürgünlerin…

One Response to “Daktilo”

  1. Kâni Çınar Diyor ki:

    Bir ‘hoşçakal’a sığdırdı beni,
    Yere göğe sığdıramadığım..

    Cemal Süreya

    Cevapla


Yorum Yaz