Elmacık

Cum, Eki 29, 2010

Hâmiş, Ya Sabır

Elmacıktı.
Gelip elmaya kondu.
Bu bana tarifsiz dert oldu.
Bir yaprak kadar yeşile meyyal kuşcağız.
Kuvvetli bir nefesle üfürsen fersah fersah savrulacak.
Seveyim diye avucuna alsan, parmakların arasında kaybolacak.
Nefes dahi almadan kuru dal kesildim elmanın altında.
Pür telaş.
Pür güzel.

Bir “cik” dedi sese yol verdi.
Ardından açtı perdeyi.
Sanki bir gözüyle bana bakıyor, “sen de var mı böylesi kabiliyet?” dercesine havasını atıyor.
Bilmem kaç bahçe öteden yankı buluyor sesi.
Diğer bütün kuşların sesleri arasından sıyrılıp gelen başka bir elmacık sesi.
Kainat şimdi iki elmacık sesine ram.
Birisi susuyor diğeri başlıyor.
Diğeri susuyor beriki…
Rüzgar dahi senfoniye saygıda kusur etmiyor.
İçine pil kaçmış gibi bir o dala bir bu yaprağa konuyor, ötüyor, keyifleniyor.
Sanıyorum ikide bir eğilip bana bakıyor.
Sanıyorum.
Elmacıktı.
Elmaya kondu.
Söz vermiştim.
Söz veren herkesin bundan dolayı hesaba çekileceğine imanım vardı.
Su verdim, suya yol verdim, suyla neşelendim.
Su başlarındaki bütün tuzakların eli boşa çıktı
Bir yaz boşa kurdular tuzakları.
Elmacıktı.
Gelip elmaya kondu.
İki iki kondu.
İki iki öttü.

Yorum Yaz