Endülüs sessizce geçer yürekten

Cts, Eyl 11, 2010

Puslu Kıtalar

Endülüs Kurtuba’yı çağrıştırır… Endülüs acıyı, terkedişi, ayrılığı… Kurtuba vesilesiyle ağlamakla hemhal olmuş yüreğimizde üç Kurtuba hatırası, Endülüsle alaklalı üç Anedot kalmış. Paylaşalım ki Kurtuba’nın Duasına can-ı gönülden amin diyelim:

Endülüse Giriş: Cebel-i Tarık boğazından geçerek Avrupa’nın batı ucuna ayak basan Tarık b. Ziyat, gemileri geri dönüşü olmasın diye yaktıktan sonra askerlerine şöyle hitap eder: “Önünüzde deniz gibi düşman,arkanızda düşman gibi deniz. Ya Allah için savaşıp şehit olacaksınız yada bu ülkeyi fethederek imar edeceksiniz.” der. İslam askerleri Allah’ın yardımı ile şu anda İspanya ve Portekiz’in bulunduğu yerleri fethederek bu bölgede yaklaşık beşyüz yıl hüküm sürerler ve medeniyetler kurarlar. Endülüs Emevi devletinin sonunu saraydaki taht kavgaları hazırlamıştır.

Halife II. Hişam’ın Oğlunun Evlilik Şartı: Emevi halifelerinden Halife II.Hişam oğlu, Kurtuba’ nın yetişkin, Kur’an’ı ezber bilen kızlarından biri ile evlenmek istediğini söylüyor ve kendisi ile evlenmek isteyenlerin, işaret olarak akşam kapısının önüne denizci feneri takmasını istiyor. Akşam görevliler şehirde 750 fener sayıyorlar. Bu kadar aday arasından tercih yapmanın zor olduğunu gören halifenın oğlu, ikinci bir şart daha getiriyor:

Adaylar, Kur’an’ın yanında İmam Malik’in Muvatta isimli eserini de ezber bilmelidirler. Tekrar tespit yapılıyor. Bu defa fa 500 civarında fener sayılıyor.

Yorum: O günkü şartlarda Kurtuba’da yetişkin kızların adedi bin civarında olmalıdır. Bunlardan hepisi de Halifenin oğlu ile evlenmek istemeyebilir. İstekliler arasında bu kadar büyük bir rakamın çıkması kadın erkek herkesin eğitim seviyesinin çok yüksek olduğunu gösterir. İmam Malik’in Muvatta isimli eseri, Altı sahih hadis kitabından biri olup üçbinden fazla hadis ihtiva etmektedir.

Endülüsten Çıkış: Avrupalılar büyük bir taarruzla Endülüs Emevilerini Batı Avrupa bölgesinden çıkarırlar. Son Endülüs Halifesi Endülüs’ten ayrılırken hıçkırıklara boğulur ve ağlar. Annesi ise “Ağla ağla! Dün erkekler gibi savaşmayan bugün kadınlar gibi ağlar” der.

Endülüs acıyı, terkedişi, ayrılığı… Yüreğimizde derin üç Endülüs yarası…

, ,

2 Responses to “Endülüs sessizce geçer yürekten”

  1. Yavuz Selim Diyor ki:

    Elhamra sarayı:

    Elhamra Sarayı (Arapça: القلعة الحمراء al-Qal‘a al-Hamrā ya da القصر الحمراء al-Qasr al-Hamrā, İspanyolca: Alhambra / okunuş: Alambra) – Granada: İslam mimarisinin ulaşabileceği yüksek noktalardan biri olarak bugünlere ulaşmış bir şahit olan Elhamra Sarayı’nın temeli 1232 yılında, Gırnata Emirliği yani Beni Ahmer (Nasiriler) devletini kuran 1.Muhammed (Muhammed bin Ahmer) zamanında atılmıştır. Saray, aynı sülaleden gelen çeşitli hükümdarlar (3. Ebu Abdullah Muhammed, 1. Ebul Haccac Yusuf, 5. Muhammed) tarafından yapılan ilavelerle genişletilmiştir.
    Elhamra’nın yapımı devam ederken Endülüs’ün diğer önemli iki şehri Kurtuba ve Sevilla (1236 ve 1248’de) Hıristiyan Kastilyalılr’ın eline geçmiştir ve oradaki Müslüman halk çeşitli işkencelere uğramıştır.
    1001 gece masallarındaki rüya sarayların gerçek alemdeki izdüşümü sayılabilecek olan Elhamra’nın doğal çevreye uyumu, girift yapısı, farklı süslemeleri ve yaşanan mekan ile su ve yeşili belli bir ahenk içinde buluşturabilmesi, kazandığı şöhretin hiç de haksız olmadığını gösterir. Paris’teki İnstitut du Monde d’Arap (Arap Dünyası Enstitüsü) eski Başkanı Edgar Pisani sarayın, İslam medeniyetinin insanlığı ulaştırabileceği en yüksek noktalardan biri olduğunu söyledikten sonra Elhamra’yı şöyle anlatır:

    Endülüs İslam sanatını, Müslüman İspanya tarihinden ayrı düşünmek imkansızdır… Elhamra inşa edilirken hiçbir şey tesadüfe bırakılmamış, her detay itina ile hesaplanmıştır. Kavislerin bölünüşünde, tek ve çift sütunların hoşa geden bir tarzda yerleştirilmelerinde, kapı ve pencere yerlerinin tespitinde bunu anlamak mümkündür. İşte bu sayede harikulâde perspektifler ortaya çıkmış, avlular ile açık salonlar arasında güneş ışığı, suların akışı ve gölgelerin oyunu buluşturularak, dış alemle inanılmaz bir uyum ve zarafet sağlanmıştır. Bu, sanki el değince kırılıp dökülecek hissi veren yüksek bir zarafettir. Elhamra’yı gerçekten anlamak için, sarayın içindeki pek çok kitabeyi anlayarak okumak gerekir. Kur’an’dan alınan ayetlerin ve İbn-i Zamrak’la diğer Müslüman şairlerin mısralarının kazınmış olduğu bu kitabeler bazı duvarları tamamen kaplamakta, kemerler, kapı çerçeveleri ve sütun tekneleri boyunca uzayıp gitmektedir. Öyle ki, bu yazıları süsleme motiflerinden ayırmak neredeyse imkansız haldedir. Evet, Elhamra konuşur. Hem de kutsal kitabının sesiyle konuşur.

    Cevapla

    • Kerem Ağahanlı Diyor ki:

      “Avrupa, güneşin batmasıyla karanlığa gömülürken, Kurtuba sokak lambalarıyla aydınlatılıyordu. (Londra ve Paris’in geceleyin sokak lambalarıyla aydınlatılması ise ancak yediyüz yıl sonra olmuştur.) Avrupa’yı pislik götürürken, Kurtuba’da binden fazla hamam vardı. Avrupa bit ve pire istilasına uğramışken, Kurtubalılar hergün iç çamaşır değiştiriyordu. Avrupa çamurda yüzerken, Kurtuba caddeleri taş döşeliydi. Avrupa saraylarının tavanları kir ve pastan görünmezken, Kurtuba saraylarının tavanları nakışlarla süslenmişti. Avrupalı soylular adlarını bile yazamazken, Kurtubalı çocuklar okula gidiyordu. Avrupalı keşişler vaftiz dualarını okuyamazken, Kurtubalı müderrisler İskenderiye Kütüphanesi boyutlarında özel kitaplıklar kuruyorlardı…”

      Endülüs Medeniyetini anlatan bu satırları, bir Müslüman değil, bir batılı olan Victor Robinson yazmış.

      Cevapla


Yorum Yaz