Gamze vü Dil

Paz, Ağu 23, 2015

Hikâyat

Baktı, sıkılıyoruz. Hangi kanalı açsak benzer programlar, benzer dar boğaz ve diz boyu ahlaksızlık. “Sizle” dedi “Sizlerle bir değişiklik yapalım hayatımızda, ne dersiniz? Her cuma akşamı biraz dünyadan kopalım, televizyonu, bilgisayarı açmayalım, mümkünse elektrikleri dahi açmadan söze kulak verelim. Tıpkı eskilerin yaptığı gibi…” Bir şey anlamadan bakıyorduk yüzüne. Söze kulak vermenin ne demek olduğu hususunda en ufak bilgimiz yoktu çünkü. Hıza ve renge tutkun bizler… Sözlerine devam etti: “Eskilerin adetini ihityar edinelim, bir masal, bir hikaye, bir mesnevi, bir cengname, Battalname, bir destan ne gelirse aklımıza, neye hazırsak, kim anlatmak isterse ona kulak kesilelim, modern bir anlatı olsun…” Heyecanlanmıştık. Yürür müydü? Emin değildik. Sayha Sohbetlerine tekrar başlamak üzere ahitleşmek bile heyecan veriyordu bize. İlk cuma ağzımızın kenarına ilişen bal dağılmadan icraatın kapısını İhsan Baba açtı. İhsan Garip değil de İhsan baba derdik her daim. Baba yanı vardı, babalık eder, uzun parmağı ile kah hizaya çeker kah onaylardı bizi. Etrafında halka olduk. Besmele ile başladı anlatmaya:

“Eski zamanlarda yaşamış Dil (gönül) adında bir seyyah derviş vardır. Gönül işlerinden anlayan, marifet aleminde bir seyyah olduğu gibi, mana denizinde,çöllerde ,kırda,dağlarda dolaşmış, birçok çilelere uğramış,zaman zaman bir sofi gibi çile çekmiş, arkadaşı ve rehberi sadece Allah’ın zikri ile ismi olmuştur. Dış görünüşe (kılık ve kıyafete) önem vermeyip himmet kemerini beline takarak bulunduğu şehri terk eder ve bin türlü meşakketler çekerek geze geze Vücud şehrine gelir.

Bu şehir yedi katlı bir kaledir. Sağlam yapılı olan kaleye zarar ziyan verecek herhangi bir şey girmesin diye iki kapı yapılmıştır. Kapılardan birine Cabülka, diğerine de Cabülsa adı verilir. O büyük şehri gece gündüz binlerce asker bekler, düşmanın içeri girmemesini sağlar. Ayrıca bu şehir Kan (Şatt), Balgam (Nil), Sevda(Ceyhun) ve Safra (Fırat) nehirleriyle çevrilmiştir. Bu şehrin Nazar adında kırk yaşlarında bir padişahı vardır. Daima halkına sevgi gösteren,adaletli, cömert ve kerem sahibi bir padişahtır. Şehri bayındır hale getirip adaletiyle şehirde dirlik ve düzeni sağlamıştır.

Padişaha şehrin yönetiminde yedi kişi yardımcı olurlar. Her türlü tedbiri alan Kamer, saltanatın katibi Utarid, eğlence meclisinin düzeninden sorumlu Nahid, vezir Şems,komutan Mirrih, şeyhülislam Müşteri, hukuk işlerinden sorumlu olan da Zuhal’dir.

Allah’ın kudretinden o padişahın güzel bir oğlu olur. Çocuk dadı Naz’a teslim edilir. Dadı onu işve sütü ile besler, cilve (kirişme) beşiğinde büyütür. Bütün şehir halkı sevinç içindedir. Kırk gün kırk gece şehirde şenlik yapılır, çocuğun adını Gamze koyarlar.

Gamze (şehzade) on dördüne geldiğinde sayısız derde müptela olur. Cezbe adında güzel bir ata biner, aşık olduğu için Tir (kirpik) onu devamlı ayıplar. İşve ve neşe ona kaş olur. Gamze’nin avlanacak yeri de Dide’dir (göz). Gece gündüz avla meşgul olur. Şehrin halkı ona kul köle olmuştur. Her biri ona can atar ama o hiçbirine iltifat etmez.

Bu sırada Dil, bu şehre gelmiş ve Fikir köşesini kendisine mesken edinmiştir. Fakat bu şehirde kimseyi tanımadığı için yalnızdır. Kendisine dost aramaya başlar, sonunda Aşk’ı bulur. Aşk ile Dil şehri ve çevreyi birlikte gezerler. Dil “görünüşte Aşk ile iki ayrı varlık gibiyiz, fakat manen bir vücuduz” şeklinde düşünür ve onu bulduğuna çok sevinir. Birlikte Dide sahrasına gelirler. Gamze burada avlanmaktadır. Dil ile karşılaşır ve onu kendisine bendeder. Gamze, Aşk’tan Dil’in kim ve nasıl bir varlık olduğunu sorar. Aşk da Dil’in özelliklerini bir bir anlatır. Ne var ki Gamze, Dil ile ilgilenmez. Dil, hasret ve figan içinde gözleri kanlı bir şekilde kalır ve derdini Aşk’tan gizler. İnleyen canını kendisine arkadaş kılarak Aşk’a veda edip dağlara düşer.

Zavallı Dil hasret ve figan içinde kalmıştır. Bir taraftan da Aşk’tan utanır. Gamze’nin sinesinde açtığı yarayı ondan gizler. Aşk hiçbir şey söylemeden Dil söze başlar ve “Ey benim mahrem-i canım olan Aşk,Gamze’nin bir bakışı beni harab,saçları zar u sergeşte etti, bir zerre kudretim kalmadı” diyerek inler. Aşk bu sözleri işitince nasihata başlayıp “utan ve sus! Bu sözlerini alçak tabiatlı halden anlamayanlar duymasınlar,sırrını can gibi saklamalısın. Eğer başkaları senin bu halini bilirse dile düşer, Gamze’nin gazabına uğrarsın.Ayrıca Feleğe asla ümit bağlama,onun hali malum. Sen mihnete tahammül kıl, bir gün belki Gamze’nin bezmine girmeye nail olursun” der. Dil bu sözler üzerine biraz olsun sakinleşir.

Ertesi sabah iki arkadaş sahraya çıkarlar. Ansızın Gamze’yi görürler. Gamze, Aşk’a naz ile merhaba ettikten sonra Dil’in kim olduğunu, nereden gelip ne haber getirdiğini, adının ne olduğunu tekrar sorar. Aşk,Gamze’ye (şehzadeye) Dil’in seyahatlerinden, gördüğü memleketlerden ve çektiği cefalardan haber verir. Gamze ilgilenmez görünür ve atını sürüp gider, avlanmaya başlar. Fakat neyi avlamak için ok atarsa etkisini Dil’de görür. Dil,Gamze’nin derdiyle harab olmaktadır. Bu derde hiç kimsenin, hatta İbni Sina ve Calinus’un bile deva bulamayacağını söyler. Aşk bunun üzerine Dil’e, Vücud şehrinde Hayal adında bir arkadaşının olduğunu, her şeyden haberdar olduğunu söyler. “O büyük bir alimdir, hatta şehzade bile ona hürmet eder, Hayal’i Gamze’ye gönderelim, durumundan haberdar edelim” der.

Aşk, Vücud şehrinde Hayal’i arar ve Dimağ semtinde bulur. Hayal, Dil’in macerasını dinler. Şehzade’nin sarayına gidip ona Dil’in derdini bir bir anlatır. Fakat Şehzade, Hayal’e çok kızar. Hayal eli boş olarak Dil’in yanına döner.

Vüdud şehrinde dünyaya gelmiş dört kardeş vardır. Bunlar ilim sahasında üstaddırlar. Daniş, Fehm, Fikir ve Vehm adında olan kardeşlerden en büyüğü Fikir’dir. Dil’in halinden bu dört kardeş haber alınca hemen Vehm’i onu bulmaya gönderirler. Vehm onu bir vadide bulur. Dil’i ikna eder ve Akıl adlı bir hekime götürür. Vehm hekime Dil’in başından geçen bütün macerayı anlatır. Hekim dinler ve “şüphesiz şifa Allah’tandır” der ve Dil’e perhiz ve sükun tavsiye eder. Sabırdan bir şerbet, vakardan bir macun yapıp verir. Dil bir müddet iyileştikten sonra bir gün sahrada gezerken Gamze’yi görür ve tekrar hastalanır. Dil, Daniş’e gelir ve derdine çare bulmasını ister. Daniş düşünür,”Dil’in derdine hekimler çare bulamayacaklar,bunun derdine ancak pir çare bulur” der. Daniş Dil’i bir tekkedeki İtminan adlı pire götürür. Dil pire intisab eder ve tekkede çileye girer. Dil sabredip erbain denilen kırk günlük “fena” çilesini doldurur. Ehl-i dil burada beka bulur. Nihayet Dil, yedi tavrı da tamamladıktan sonra Hak hazineleri, hakikat kapıları kendisine açılır. Kendi kuvvetini fark edip tecelli-i esmaya vasıl olur.

Aşk tekrar Dil’in yanına gelerek bu alemi bir de erbainlerden sonra görmesini tavsiye eder. Birlikte alemi seyre çıkarlar. Fikir, Vehm ve şüphe ortadan kaybolur, sadece Aşk görünür. Dil dönüp eşyaya bakınca her tarafı nur içinde görür ve onun nazarında her şey tevhide (birliğe) erişir. Vücud şehrine döndüğü zaman Aşk, Dil’e Feleğin oyunlarına kanmamasını, dilinden Allah’ın zikrini eksik etmemesini söyleyerek Feleğin mizacını anlatır. Dil, Aşk’a hitap ederek Gamze’nin vuslatına nail olmak, vücudunda ondan bir eser görmek, eşiğine yüz sürmek istediğini, canını Hakk’a teslim edinceye kadar ömrünü muhabbetine sarf edeceğini, öldüğü zaman bile suretinin hayalinden ayrılmayacağını bildirir.

Aşk, Dil’e itidal tavsiye eder. İtidalin nasıl bir şey olduğundan söz eder. Sonra Dil, padişah Nazar’ın sarayına gelir. Nazar onu huzuruna kabul eder. Uzun zamandır oğlu (Gamze) ile onu beklediklerini söyler. Gamze ile Dil uzun zaman birlikte sohbet ederler. Nazar, Dil’in hizmetinden memnun kalır ve Gamze’ye Dil’i arkadaş eder. Dil, Gamze’yi can içinde bulur, aksini seyreder. Yani Gamze Dil’e, Dil de Gamze’ye ayna olur.”

Meraklısına: Gamze vü Dil Simkeşzade Şeyh Fevzi Efendi’nin 2241 (veya 2350) beyitlik alegorik mesnevisi. 17. Asrın ikinci yarısında (1065 – 1654) aruzun fâilâtün / mefâîlün / fe’lün kalıbıyla yazılmıştır. Müellif Halveti Şeyhidir. Bu bakımdan mesnevi baştan sona tasavvufi fikirler, telmihle ve tarikat adabını ihtiva eder. Dili ağırdır.

Yorum Yaz