Gelişi Güzeller – 1

Cum, Ara 17, 2010

Gelişi Güzel

1.
Altdorfer, “İskenderiye Savaşı“nı yapalı ne kadar oldu? Geceli gündüzlü bombalanan Bağdat’ı görse, nasıl resmederdi acaba? Resmeder miydi veya? Bağdat, resmedilebilir miydi? Siyah Vals’e kalkmış olanlar, Beyaz Ölüm için ne demeye layıktır?

Hiç (ki) !

2.
Yazarken yol alır insan. İleri, biraz daha ileri… Heybesinde çakıl taşları, kuru üzüm, çörotu, koynunda muska. Sonra rengarenk, cilt cilt kitaplar, haritalaşmış, eskitilmiş, berkitilmiş yüzler. Yollar hep yollara bağlıdır. Hep kontrolsüz kavşaklar; stabilize, patika, otoban, pratik. Bir simge bir başka simgenin ana rahmi. Doğar, büyür, OLUR. Yol alırken yazar insan. Her kelime bir kilometre taşı. Harfler kelimelere, kelimeler cümlelere (tümceler sözcüklere, sözcükler imgelere) albenilerle akar, gider.

3.
Zebranın çizgileri, insanların parmak işaretleri gibi. Ayrı, farklı, özel. Siyah – beyaz rüyalarımızda, perspektif sorunlarımız var. Yokuşa akan su, aşağıya çıkmak, yukarı inmek… Modernite, kabusumuz. Dikkat, hep başka yerde. Yani hiçbir yerde. Kadınların kaşlarına yahut kirpiklerine olan ilgileri kadar bile değil ellerimizin kesif haritası, alnımızın harplere düçar kalmış kırışıklığı, saçımızın bir teli. Kulağımız ya da bir başka uzvumuz, ağrıdığı zaman var. Halbuki her zaman var. Rüyalar, her zaman var. Dualar, isyanlar, gözleri yaşlı analar, baharlar…

4.
Çağdaştan uzağa, alabildiğince uzağa: Işığa. Saniye ve dakika “çağdaş icat”. Zamanın karnıyarığı. Lime lime. Paramparça. Zamanın öncesi, zaman öncesi. Tahtında hüve, gece – gündüz. Ahir mevsimler: Hasat, tohum, göç… Talmud’da geceleyin bir yabancı ile konuşulmaması öğütlenir. Yabancının gerçekte şeytan olabileceği gerekçedir. İsa da kendisine verilen görevi, gündüz sona ermeden önce bitirmesi gerektiği düşüncesindedir. Günün ve akşamın ışıması, kesin hatlı sınırlardır. Ve gecenin bir bölümü ile kutsanırız. Zaman, her yönüyle bizim. Saatsiz zamanlar, bizim.

5.
Rakamların adlandırılışı enteresan. Bir sürü nazariye söz konusu. Sıfırsız varsayılan matematik kadar hoş. Kör, sağır ve dilsiz. Adem (as)’e eşyanın adını öğreten Rabb’imiz, rakamları da mı öğretmişti? Bilmiyorum. Yalnız, açı nazariyesi, doğru veya yanlış, izahı yönünden işime geliyor. 1’de bir açı, 2’de iki, 3’te üç… Rakamsız saat ve sıfırsız matematik !.

Yorum Yaz