Genizde güz

Cum, Eyl 9, 2011

Dün'ler

Gün güz. Genizde duman. Eller yanık.
Odunla kaynıyor yürek. Ocak odunla kaynıyor.
Salçaya ateşle yol veriyorum.
Bu geleneksel bir zevk. Güveç ana yüreği gibi kaynarmış. Salça kazanı ümmet yüreği.
Salçanın lavlarına rağmen köz sokulan patates aşkına acı, nihayet acıdır. Ateş hep ateş. Yanan eller ve yanan ağızla patates ömre çakılan mıhtır, çıksa da izini kaybetmez yürek.

Der demez çocuğun yaktığı naylonun eriyen damlaları akıyor ayak parmaklarıma. Sallanan çubuğun feryadıyla boynuma sıçrayan ateş. Sonra.
Acı hülasadır.
Kırk yıla yayılan, serpilen, içirilen acı.
Ben acıyı gelir geçer sanırdım.
Her bakışmamızda aynı acı.

Çocuksam, salça kaynatan kadınların başları üstünden kurşunlar kayıyorsa, ateşse, isse, anne alışkanlığı ile yaşanan güz ise.

Genizde güz.

One Response to “Genizde güz”

  1. Kâni Çınar Diyor ki:

    Ali Ayçıl ne güzel söyler: “Güzle, ‘güz dili’ diyebileceğimiz mahrem bir lisanla konuşmaya başlayınca birden anlarız ki, zayıf ve çelimsizmişiz; bitkin ve göçmen.” (Kovulmuşların Evi. 2007.)

    Cevapla


Yorum Yaz