Gerçek Sahne

Çar, Şub 23, 2011

Kuyu

127.
“Genç bir dağcı olan Aron, Utah yakınlarında büyük bir kaya parçasının arasına sıkışır ve 5 gün boyunca hayatta kalma mücadelesine girer. Aron Ralston’un gerçek hikâyesi 127… ”

Böyle bir ifade neye yarar?
Belki hiç.
Tanıtmaz. Açıklamaz. Belki küçücük bilgi verir. Biraz da merak.
Bu ifadeden aklımıza takılan “Gerçek hikaye” olamaz mı? Hikayeleri hemen ikiye ayırarak gerçek ve hayal diye idrake çalışalım. İlla yaşanmışlık söz konusu olacaksa “gerçek”, yazar bir şekilde uyduruyorsa “hayal”…

Sinema nedir?
Yaşatmak.
Ne ile?
Hayal.
Aron Ralston’un gerçek hikâyesini yaşıyor musunuz?
Ne gezer?
Ama;
Sıtkımız daralarak seyrediyoruz. Açık Deniz 2 gibi bir darlık, çaresizlik, bitmişlik sarıyor bizi. Çay dahi düğümlenip kalıyor boğazımızda. Ekranda aksedenler karambole çağırıyor.
Sonra.
Sinema yaşatıyor.
Ne kadar?
Bir gün, iki gün, üç gün…

Ya çaresizlik cenderesinde yaşayan halklar?
Derin bir nefes gibi hayali gerçeğe, yok’u var’a, darı genişe, azı çok tebdil ediyorlar.
Kuzey Afrika’dan esen rüzgar çaresizlik bulutlarını dağıtıyor.

Afrika şükür secdesinde.
Yaşıyor ve yaşatıyor. Gerçek hikayesi olan ölümcül bir kokuyu özgür halkların yüreği bastırıyor.
Özgürlük sahne alıyor.
Selam.

, , ,

Yorum Yaz