Gün Dönümü

Cts, Haz 11, 2011

Hikâyat

Oturduğum yerden uzanıyorum. Elime el veriyor hanımeli, sardunya, fesleğen; gözüme göz veriyor gül, susam, zambak… Gurur ve şükürle bakıyorum. Mart boyunca uğraştığım ve nihayetinde üstesinden geldiğim çimler üç kez biçilmiş ve üzerinde çoluk çocuk coşulabilecek hâl almıştır. Açılış bir namazla olsun diyorum. “Uyun bakayım” diyorum cemaate, “Hazır olan imam efendiye: Allahu Ekber…” Dilde ve dizde çim yeşili. Açık ellerde bir reyhan kokusu. Amin. Sonsuz kereler amin.

Tahta bir masa. Üzerinde kalem, kağıt, kitaplar… Cevizin dalları fedakarca savunuyor güneşin rengine karşı beni. Arada bir serince okşuyor saçlarımı rüzgar. Sebepsiz çığırtkanlıkları ile serçeler, kara yüzlü karga, titrek kuyruk ve duvar kuytularının olmazsa olması kertenkele. Yine kuyruksuz. Çocukların hışmından kuyruk atarak kurtulmuş, belli… Gözüme ilişen her şey “bırak yazıyı, çiziyi” diyor; “bize baksana, hayata…”

Tamam diyorum, teslimim… Kayısı, elma, dut arasında gidip geliyorum. Elmada bir kaç kara leke tespit ediyorum. İlaçlama gerek. Gilaburuda kevzi var. Pek fena. Kayısılar, erikler temiz şükür. Ama tedbir alınmazsa çarçabuk onlara da sirayet edebilir böcekler. Bir kez daha selam verip geçiyor rüzgar. Salınan güllerden rayihanın şahikasını getiriyor. Gül kokuyor dünya. Herkes seçime odaklanmış börtü böcek ile, ot çöp ile hemhalim. Şükür diyorum.

Dikkatim az önce ayan beyan iken bir isyana hazırlandıklarını sandığım bulutlarla Erciyes’in zirvesinde. Tedirgin bir serçe fırlıyor asmaların içinden. Birkaç gün önce sert adımlarla geçmemiş miydi Engir Kıran? Hani tıpkı ihtiyarların dediği gibi değil miydi hava? “Güneş ‘ Cevza ‘ (İkizler) burcuna girer evladım derdi titrek sesiyle Koca Baba. Şiddetli rüzgar eser, ağaç dalları, üzüm engirleri ve bilhassa aşı sürgünleri zarar görür. Hava iyi iken birden bozar. Yağmur yağdığı gibi kar bile yağabilir. Dağdaki Türkmenler ‘Karıyı Kazana Tıkan Fırtınası’ dedikleri bu gün için, ‘Havada bulut yok, Göstere’ yi sel aldı ‘ tekellemesi söylenir olmuştur.

İyi ama Koca baba engir kıran geçti, gün dönümüne ise daha var, bu ne iştir?
Çoğalan ve kararan bulutlar ses verdi: İşte öyledir…

Seçim propagandası yapan bir araç geçti. Yabani güvercinler daha telaşlı geçti başımın üzerinden. Kapının önünden gelen çocukların cıvıltıları. Yaz içinde yazıya dair evrakı toplayıp eve yöneldim. Çocuklara, yağmur geliyor diye ses ettim de bana güldüler. Ben de güldüm. Balkon penceresinin ardında mevzilenip beni yazıdan uzaklaştıran kainatın sayfalarını okumaya başladım. Rüzgar homurtularla esmeye başladı. Ağaçların dalları, asmaların sürgünleri, sarmaşık güllerin goncaları kâh rükuda kâh secdede. Rüzgarın önü sıra doludizgin bulutlar… Aynı hızla eve kaçışan çocuklar. Ardı arkası kesilmeyen gök gürlemeleri çocukların yüreklerinde yankısını bulurken büyük bir gürültüyle çarpan açık bir kaç kapı, savrulan örtüler, yerden yükselen toz toprak sıcacık bir yaz gününün kendisine has bütün dinginliğini götürdü. Yağmurun bardaktan boşalma zamanıydı artık. Eğik çizgilerle doldu kainat. Önce sağa sonra sola rüzgarla yatan yağmur tane tane değil kalın çizgiler halinde iniyordu toprağa. Gittikçe kalınlaştı çizgiler, beyaz taneler halini aldı, değdiği yerlerden akis almış olmanın keyfiyle kırcı, bir kaç dakikada beyaza bürüdü her yeri. Bir kaç dakikada suya döndü. Bir kaç dakikada toprak kayboldu, gök su kesildi, rüzgar su oldu, oluklar çıldırdı, yağmur ve rüzgarla vecde dalan ağaçlar elden avuçtan çıktı. Son sözü çok yakın bir yere düşen yıldırım söyledi. Biraz biraz hafifledi rüzgar, yağmur hırsını dizginledi, bulutlar yükseldi.

Geride kalan ne varsa perişandı. Kavi bir ordu geçmiş üzerimizden kolumuzu dalımızı kırmıştı. Yollar sel için hazır kanallar oluverdi. Toprak kana kana içtiği suyu bitiremedi. Bir kaç mesnetsiz duvar taşı elveda çekti, dallar yerlerde buldu kendini.

İyi ama gün dönümüne daha on gün var, bu ne ola ki?
Zahir seçim dönümüdür bu. Kim bilir?
Herkes seçime odaklanmış, yağmurun farkına varmak vazifesi bize düşmüş, ne diyelim?

, ,

2 Responses to “Gün Dönümü”

  1. Aloss Diyor ki:

    Bu yazı ile Kayseri’yi gözlerimin önünde hayal ettirdin aga gözümün önünde kayseri, o nefis ve tarifsiz manzarası ile mimarsinan ve büyük ihtişamıyla Erciyes daha ne olsun. Bak üçü bir arada oldu. Eyvallah ellerine sağlıkkkk!!!!

    Cevapla


Yorum Yaz