Hak ile irtibata geçince, Halk ile irtibatı kesiniz

Per, Eyl 17, 2009

Kuyu

Cep telefonsuz bir hayat düşünülmüyor.
Yaşam bağı oluverdi on yıl içerisinde. İçerisi, dışarısı, havası, karası cep… Ahiretle irtibat kurar gibi yapışılıyor ceplere. Yerlisi yabancısı aynı sadakatte. Cep telefonu olmayan, cep telefonu kullanmayan bir insana büyük bir gıpta ile, hayret ile hatta biraz istihza ile bakılıyor.

İmtihan

Yaşamı ve ölümü elinde bulunduran Allah, görünen görünmeyen, bilinen bilinmeyen sebepler halk ediyor, insanların istifadesine sunuyor, imtihan vesilesi yapıyor.
Ceple imtihan mı?
– Olmaz mı?

Ben kendi dünyamdan bakayım, siz kendi dünyanızla örneklendiriniz:
Camiye gittiniz. Büyük bir huşû içerisinde namazınızı kılıyorsunuz. Fatiha, zammı sûre, rukû, secde; ikinci rek’at… Fatiha… Bir cep telefonunun ısrarlı melodisi çalmaya başlıyor. İmamsanız hapı yutabilirsiniz.
– Ben kaçıncı rekâttaydım, ne okuyordum? İmam değilseniz de hapı yutabilirsiniz:
Ya melodi ayağınıza gidip ritm tutmaya başlarsanız.
-Tevbe. Namazda mı?

Evet, namazda. Ya hu kardeşim ne kadar oynak melodiler var duymuyor musun? Konyalı mısın, ada sahilleri, adanalı; hatta mehter marşı, hatta adını bilmediğim yabancı tımbırtılar…
Duyuyoruz elbet.
Hatta bana “cebinin melodisini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” vecizesi bile peyda oldu.

Peki ya makam ağır ise ne olacak?
O daha kötü değil mi?
Gafletle uykuya duçar kılarsa bizi?

Ne olur ben bilmem.
Cami cemaati az çok bilir ki camilerin dış kapısından tutunuz mihraba varıncaya değin türlü yerlerde “Telefonunuzu kapatınız” yazısı ile çevreye çirkinlik ve rahatsızlık verilmektedir. Buna ilaveten İmam Efendi namaza dururken cemaati hem safları düzeltmeye hem de telefonları kapatmaya davet eder ki bu da ayrı bir “Söz Çirkinliği”dir. Bütün bunlara rağmen ya birisinin kapatmayı unuttuğu veya kapatmayı önemsemediği telefonu çalar (Çalar babam çalar, burnundan solumaya başlar bazıları, duymazlık rollerine yatar kimileri filan) ya da cemaatten birine mesaj gelir (Alınız namazı fesada verme sebebi daha. Mesaj sahibi: Kimden acaba? Çaktırmadan baksam mı? Aman unutmayayım da okuyayım?),
(Yanındaki cemaati müsliminden birisi: Ulen sırası mı şimdi? Millete mesaj geliyor bize o da yok? İmam bana kontör atsana.)

Bu mesela tez elden çözülmeli efendiler. Eğitimle filan olmuyor bu iş. Öyle olsa okullara yasaklanmaz.
– Aaa yasak mı okullarda?
Eh uygulayabilen okullarda yasak.
(Müdür müdür müdür: Öğrenciler çok negatif kullanıyor cep telefonlarını sayın veliler, lütfen takip ediniz…)

Bu öğle, namaz kılmak için girdiğim cami imamı başlığa taşıdığımız muhteşem ifadeyi asmış çeşit çeşit sütuna.

Hak ile irtibata geçince,
Halk ile irtibatı kesiniz

Söz çok yakışıklı duruyor ama icraata yansıtma gücünü kaybetmiş.

Sonuç ortada sanırım. Kapsama alanına müdahale mi edilir; Cami girişinde herkesten telefonlar toplatılır mı bilmem ve fakat müdahale şart diye düşünüyorum.

Namazda cebi çalan ne yapmalı?

1. Harem-i Şerif’teyiz. Bir vakit namazı. Müslümanlardan birisinin telefonu çalmaya başladı. Sevdim mübareği melodi olarak harika bir ezan sesi koymuş telefonuna. İmam bir yandan kıraat ediyor bir yandan bizimkisinin cebi ezan okuyor. Entarisinin cebine sesin ve titremenin geldiği yere elini soktu, telefonu çıkardı, kim arıyormuş diye baktı ve güzelce kapattı. Namaz? Namaz halindeyiz efendi.

2. Cuma kılıyoruz. Memleketteyiz. Organize sanayide çalışanlar cumaya bizim camiye geliyor. Namaz ve namazla birlikte kardeşlerden birinin telefonu çalmaya başladı. Namaz bitti, telefon hâlâ çalıyor, selamdan sonra telefonun tuşuna bastı kardeş. Diğer cami cemaatinin yüz, sinir, kelime, göz ve kaş halini siz tahayyül ediniz.

3. Telefonun üzerine yatmalı sesi az çıksın diye uğraş vermeli.

Mesele gördüğünüz gibi mühim. Sadece cami gibi “kamusal alan dışı”nda mı sorun oluyor telefon mealinde bir soru sormayınız bana. Siz de gördüğünüz hususları tespit ve tedavi işine girişebilirsiniz.
Gücünüz yeterse tabi..

Yorum Yaz