Hikâye Gibi

Cts, Eyl 21, 2013

Okurken

Kitapların hikayesi vardır. Ekser sıra dışıdır bu hikayeler. Bazen Ali Emiri gibi sevinçten deliye döndürür bizi kitaplar, bazen devasa bir ağıtın gözyaşlarına boğar.

Kitaplar kadar yazarlarının da hikayesi vardır. Balzac bir kenarda bekler sevdiceğini. Roman kahramanı ile gerçek kişi bir birine karışır. Dostoyevski kurşuna dizilmek üzere iken sekiz tutuklu arkadaşı ile affedilir. Mozart: “Ölümün tadı dudaklarımda… Bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum” der ve ölür romantik bakışlarımızda. Sabahattin Ali sınırda sonlandırır kaçışı.

Nette Necip Tosun tarafından paylaşılan Firdevsi hikayesini görünce alıntıladım. Eser tanınsın, yazar tanınsın, az çok dönem tanınsın istiyorsak bu tip hikayelere ihtiyacımız vardır.

Hikâye Gibi

“Dönemin sultanı Gazneli Mahmud, Acem tarihini nazma çekmesi için Firdevsî’ye Şahnâme’ye başlamasını emretti. Sultanın emriyle ona saray avlusundaki bahçede bir hücre verdiler ve maaş bağladılar.

Sultanla aralarında geçen olaylara rağmen Firdevsî Şahnâme’yi tamamladı. Bu eserine karşılık, sultanın yakın nedimleri arasına girmek veya bir yerin ıkta’ına (padişahın toprak bağışlaması) nail olmayı ümit ediyordu. Sultanın ona karşı olan beğenisi sona erince Şahnâme için tayin edilen caizesi her beytine bir dirhem olmak üzere 60.000 dirhem gümüşe indirildi. Firdevsî, bu caizeyi çok küçük gördü. Bununla beraber aldı. Pazara gitti, hamama girdi ve hamamcıya ücret olarak 20.000 dirhem verdi. 20.000 dirhemini de bir şerbet içip şerbetçiye verdi ve kalanını muhtaç olanlara dağıttı.

Gazne şehrinde gizlendi, sonrasında Şahnâme kitabını, sultanın kütüphanecisinden hileyle aldı ve sultanı yermek için yazdığı birkaç beyti ona ilave etti. Sonra gizlice Herat’a geldi.

Nihayet Sultan Mahmut’un elçileri Firdevsî’yi aramak için oraya gelip şehirde tellal çağırttılar. Firdevsi büyük bir güçlükle kendini Tûs’a attı, fakat orada da durması imkânsızdı. Hısım ve akrabalarına veda ederek Rüstemdar’a gitti. Rüstemdar hâkimi Firdevsî’den Sultan Mahmut’u hicveden beyitleri 160 dirhem altın mukabilinde onları Şahnâme’den çıkarmak için satın aldı. Firdevsî buna razı oldu. Firdevsî bir kez daha Tûs’a gittiğinde artık ihtiyarlamıştı. Ünsiyet ettiği vatanında gizli olarak yaşıyordu. Sonunda Sultan ‘Firdevsî’ye çok cefa ettim, pek az ihsanda bulundum, acaba şimdi ne haldedir’ dedi. Hâce ‘Firdevsî artık düşkün bir ihtiyardır ve çok gamlı olarak Tûs’ta gizli bir hayat yaşamaktadır’ dedi. Sultan, on iki deve çivit boyası yükleterek Tûs’ta oturan Firdevsî’ye caize olarak gönderdi.

Çivit boyası yüklü develer Tûs şehrinin Rudhar kapısından içeri girerken, Firdevsî’nin cenazesi Rezan kapısından çıkıyordu.” (Devletşah, Şair Tezkireleri)

Yorum Yaz