İbni Cübeyr’e kulak vermek

Per, Nis 19, 2012

Okurken

Endülüsten Kutsal Topraklara namlı pek mühim eserinde üstad İbni Cübeyr XIII. Yüzyıla ait çok değerli bilgiler verir. Öyle ki verdiği bu bilgiler Haçlı Seferleriyle ilgili eserlerin hemen hepsinde kaynak olarak kullanılmıştır. Türk tarihiyle alakalı bazı değerli bilgilerin de bulunduğu seyahatname, özellikle Kutsal Toprakların XIII. Yüzyıldaki durumuyla ilgili ilginç malumat içermektedir.

Eseri parça parça okudum. Bir bütünlük gerektirmeyen veya kendimce böldüğüm dilimler içerisinde okumak hem keyif verdi hem rahat okumamı sağladı. Özellikle Kabe ve Mekke tahlil ve tespitleri harükulade. Fırsat olursa küçük parçalar halinde paylaşmak dilerim.

İşte ilk alıntı şu metin olsun:

Cidde’den Harem-i Şerife

11 Rebiülahir /2 Ağustos Salı günü yatsı vakti, hacılar birbirine kefil olup, Mekke valisi Müksir b. İsa’dan gelen emirle, Emîr Ali b. Muvaffak’ın yanında isimlerimiz deftere yazıldıktan sonra Cidde’den ayrıldık. Bu Müksir denilen adam, Hz. Ali’nin oğlu Hasan’ın (r.a.) soyundan olmakla beraber, doğru işler yapan, selefine layık bir torun değil.

O gece yürüdük ve güneş doğarken Karin’e geldik. Burası, hacıların mekanı ve konaklama yeridir. Burada ihrama girerler ve o gündüzü dinlenerek geçirirler. Akşam olunca yola koyulup, gece boyu yürüyerek sabah Harem-i Şerife (Allah onu daha şerefli ve yüce kılsın!) varırlar. Hacdan dönenler de buraya gelirler ve gece buradan Cidde’ye yürürler. Burada suyu tatlı bir kaynak var. Bu yüzden geceleyin oraya giden hacılar fazla yedek suya ihtiyaç duymazlar. Çarşamba gününü Karin’de dinlenerek geçirdik. Akşam olunca umre niyetiyle ihrama girerek, oradan ayrıldık. Gece boyu yürüdük. Gün doğumunda Harem’e yaklaştık. Güneşin yükselmesini beklemek üzere durduk.

13 Rebiülahir/4 Ağustos Perşembe günü sabahın ilk saatlerinde umre kapısından Mekke’ye (Allah onu korusun!) girdik. Yürüdüğümüz son gece dolunay her tarafı aydınlatmıştı ve hava açıktı. Her taraftan “Lebbeyk!” sesleri geliyordu. Bütün dillerde dua ve Allah’a övgü vardı. “Lebbeyk!” sesleri bazen gürleşiyor, bazen de dua ve niyazla alçalıyordu. Eşsiz, çok müthiş bir geceydi. İnsanın bir ömür boyu nadir karşılaşacağı gecelerdendi. Sonunda Allah’ın yüce Haremine ve Halil İbrahim’in makamına vardık.

Kabe, Rıdvan Cenneti için pırıl pırıl süslenmiş, etrafı Rahman’ın misafirleriyle çevrili bir gelin gibi gözüktü gözümüze. Kudüm tavafı yaptık. Sonra yüce makamda namaz kıldık. Kapı ile Hacer-i Esved arasındaki Mültezem’de Kabe’nin örtülerine sarıldık. Burası duaların kabul edildiği bir yerdir. Zemzemin bulunduğu kubbeli yere girdik; suyundan içtik. Bu su, Peygamber’in (s.a.v.) dediği gibi, her ne niyetle içilirse ona yarar. Sonra Safa ile Merve arasında sa’y yaptık. Ardından tıraş olup ihramdan çıktık. Bizi, İbrahim’in daveti kendilerine ulaşıp, evine misafir kabul ederek onurlandıran Allah’a şükürler olsun. O bize yeter. Ne güzel Rabdir o!

Mekke’de Harem’in Südde Kapısı’na yakın Helal denilen bir yerde konakladık. Kaldığımız oda, Harem’e ve Mukaddes Kabe’ye bakan, bütün eşyası ve konforu bulunan bir yerdi.

Cemaziyelevvel Ayı [22 Ağustos-20 Eylül 1183] Allah bereketini göstersin!

Mekke’deki (Allah onu şerefli kılsın!) on sekizinci günümüzde, 22 Ağustos Pazartesi gecesi hilal gözüktü. Bu hilal, ömrümüzde gördüğümüz en mutluluk verici hilaldi. Hilali, Allah’ın hareminin duvarı dibinde, Makam-ı İbrahim’in yanında, Hz. Muhammed’e peygamberliğin geldiği ve Cebrail’in vahiy getirdiği yerde otururken gördük. Allah bu ihsanının şükrünü bize ilham etsin ve verdiği bu nimetin kadrini bilmek nasip etsin! Duamızı kabul etsin; kudreti ve izzeti ile bize kolaylık ve iyi muamele nimetlerini devam ettirsin! Ondan başka Tanrı yoktur.

, ,

Yorum Yaz