İltimasnâme

Cum, Nis 16, 2010

Üzgünlük Bildirisi

“Devletlû efendim hazretleri,

Daima hakk-ı âcizânemde eşi’a-bâr olan hurşîd-i teveccühât-ı meâlî-gayât-ı âsaf-ı ekremîlerine istinâden arasıra zât-ı mehâsin-sıfat-ı velayet-penâhilerini tasdî’a mütecâsir olduğum gibi bu kere de dâ’ilerine münasebet-i kâmilesi olan her cihetle sezâ-vâr-ı merhamet ve muâvenet bulunan mukaddim-i arîza-i kemteri filan bendelerinin haline münasib bir işle kayrılarak ihya buyurulmasını istirhamına müsaraat eyledim ol babda…”

Şeyh Vasfi, Metâli (1896)sinde böyle buyuruyor. Hülasası hamil-i kart demek olan bu ifadeler eskiden müzekkere, arîza, arz-ı hal, istidâ gibi resmi veya yarı resmi yazı türlerinden birisi olarak kullanılagelmiştir.

Genel olarak rica, taleb, istida ile rica arası, tavsiye yollu taleb, tavsiye yollu niyaz, himaye gibi manalar taşır.

Ne manaya geldiği ayan olan bu yazı çeşidinin burada zikrolunmasındaki sebep “iltimas”tır ve birçok ter ü taze ve dahi tıflan asla ve kat’a bu kelimeyi bilmemektedir ve hatta bilmediği ile neredeyse övünmek üzeredir ve dahi bir de ilaveten hak etmediği halde “ayrıcalık” isteyen öğrenci milletine ve yüksek yargı organlarına bir “hû” demek içündür.

Hacı Arif Bey bir bestesine ne güzel yüreğe akıtıyor sözü:

İltimas etmeye yâre varınız yalvarınız
Kula kul oldum aman kurtarınız
Etsin azad beni yar yalvarınız
Kula kul oldum aman kurtarınız

Aman efendim aman… Yâr bir kenarda dursun da şu hükme bir bakalım isterseniz:

“Sözlükte “istemek, aramak” anlamına gelen iltimas, bir ahlâk kavramı olarak adam kayırma anlamında kullanılmaktadır. İltimâs, dinlerin ve hukuk sistemlerinin genellikle yasakladığı bir davranıştır. Kur’ân’da yer alan hak, adalet, dürüstlük gibi ahlâkî konulara ilişkin pek çok âyet iltimas yasağını da içerir. Ayrıca insanların belli bir amaca ulaşmak için birbirlerine aracı olmaları anlamına gelen şefaat kelimesi Kur’ân’da şefaat-i seyyie ve şefaat-i hasene şeklinde ikiye ayrılmıştır (Nisâ, 4/85). Şefaat-i seyyie Türkçe’deki iltimas anlamındadır. Yine bir âyette, yargı işlerinde iltimas yasaklanmıştır (Nisâ, 4/135). Hz. Peygamber de çeşitli vesilelerle iltiması hem yasaklamış hem de böyle bir davranışın helâk sebebi olduğunu belirtmiştir (Buhârî, Hudûd, 11, 12). Kur’ân’da “emanet” olarak nitelenen görevlerin ehil olanlara verilmesi emredilirken (Nisâ, 4/58), aynı zamanda görev taksiminde iltiması onaylamayan genel bir ilke de konulmuştur. Hz. Peygamber, görev dağıtımında talepten ziyade liyakât aramıştır.”

Sözün nihayetidir burası ve “rıza” gerekir sonrası…

2 Responses to “İltimasnâme”

  1. nur zelal Diyor ki:

    Popüler dil”torpil”diyor adına Sayın Hocam.
    Bu haliyle hem eleğinden geçmeyenimiz yoktur hem de çok sevimsiz durur cismi de ismi de.
    (İlkokul öğretmenim sırf kitapları sular seller gibi okuyorum diye sıraların tepesine oturmama iltimas geçerdi de bu kavramla tanışıklığım ordandır.)
    Yalnız “iltimas” ehil olanda birazcık şık durur ve talep etmeyene iltimas geçilmesi hoş gözükür göze sanki.
    Ne dersiniz?

    Cevapla

  2. Kâni Çınar Diyor ki:

    Aynen katılıyorum. Talep etmeyene iltimas geçilmeli. Bulunursa tabi…
    Selamlar efendim…

    Cevapla


Yorum Yaz