İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse ötekine sağır…

Cum, Kas 26, 2010

Puslu Kıtalar

İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse ötekine sağır…”

Şair böyle diyor.

Dünyalar dönüyor içimizde, dışımızda; dünyalar dönüyor bizle birlikte.
Çocuğun dünyasından şehir insanına, gündeme mal olanlardan cana mal olanlara… Dünya.
Herkes kendi dünyasının imarına ruhsat peşinde koşuyor. Mümkün olabilen bütün katların, genişleyebilecek bütün hazine arazilerinin, göğün, arzın, kuyruklu yıldızların, uykuların, rüyaların, sanal mutlulukların, müjdelerin peşinde insanlar.

Bir bardak çayla yetinebilecekken demlik üstüne demlik zulalarında.

Öteki dünya hastalık, yokluk, yetimlik, yalnızlık, keder, aşk acısı, Orhan Gencebay kahırlanışı, gidip de dönmemeler, asgari ücret, azami kalabalık, tütün ve keder, öfke ve kader… İlla ihanet. İlla güzel kızların çirkin erkeklere ram olduğu katmerli acılar diyarı…

Öteki dünya bir çocuğun kaçan uçurtması, dizlerinde yara… Daha ziyade yüreğindeki yara…

Öteki dünyada soğuk ve ölüm iki kardeş.

İki hasım; iki hısım.

Durduğumuz yer neresi?
Hangi dünyanın apoletleri parıldıyor omuzlarımızda?
İstatistiklerin münasip gördüğü sosyal tabakamız neresidir ve üzerimizde nasıl durmaktadır çarıklarımızla kravatımız?

Elimize uzanan el hangi iklimin nefesidir? Varsa…

Varsa alnımıza yaslanan elimizle tefekkür basireti, durduğumuz yerin idrakini bize bildirmeli.

Körüz, sağırız, konuşamıyoruz.

Biz nasıl ümmetiz?

Yorum Yaz