İsmet Özel Yaşıyor Sezai Karakoç da

Paz, Şub 12, 2012

Kara Kalem Yazıları

Dışarısı yine ayaz.
Her kar sonrasının malum hâli. Bilgiç ihtiyarların klasik cümleleriyle konuşmak gerekirse: “Bu kadar karın böyle ayazı olacak elbet.”
Şükür kar var. En azından şöyle başımızı çevirip bembeyaz elbiseleri içerisindeki dağları görebiliyor, güneşle parlayan kıvrımlarına bakıp pencere gerisinden, dizimizde battaniye ile halimize şükredebiliyoruz.
Ya karsız bir ayaz düşseydi nasibimize?

Dışarısı kar ve ayaz.
Böyle zamanlar içe dönüştür. Eve, kendimize, hayale, kitaba…
Kitaplar en yakın dostlarımız. Dar alanda geniş ufuklara açıldığımız liman. Altına sığındığımız koyuca serinlik.

Dünya yıkılırken sırası mı şimdi börtü böcekten; kardan yazdan; belki aşktan özlemden bahsetmenin. Evet sonuna kadar evet. Doğalgaz beklesin. Avrupayı felç eden kış orada dursun. Mit operasyonunda kim ne umdu, ne oldu dursun hele.
Dünya dönüyor.
Her şeye rağmen her şeyle birlikte.

Ve içinde nice kıymetlerle dönüyor.
İsmet Özel ve Sezai Karakoç’la dönüyoruz, aynı gökler altındayız.

Kim İsmet Özel?

“başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
ilk önce damarlarımızda duyuyor çağıltısını
uzak iklimlerin
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz
bize ait olan ne kadar uzakta!”



Diyen şair. Yüreğimizde tını. Süzgün bakışlarımız.

Ya Sezai Karakoç?

“Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
Ölümün cesur körfezidir evlerde
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
Anneler anneler elleri balkonların demirinde”

Bu kadar mı?
Asla.
Hayrettir ki “derya”lara doymak mukaddermiş edalarındayız.

Aramızdan çıkıp gittiklerinde mi “kıymet” atfedeceğiz onlara.
Oysa bir mısra dahi onları bizden kılmak için yeterli, bizi onlardan:

“bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim”

Oysa birkaç mısraları bizi omuzlarımızdan tutup sarsabilir:

“bütün renklerimi siliyor dışardaki yağmur
derin bir bıçak izi olduğum için
artık beyaz bir yumruk gibi kaldım diye
hayatın karşısında
bütün kurnazlığımı siliyor dışardaki yağmur”


Yaşarken kıymet bilmek yazılmamış mı bize?

,

Yorum Yaz