Kalleşim / Kalleşsin / Kalleş

Pts, Tem 5, 2010

Yalnız Ölümler

Otobüsler, deste deste insan taşıyor. Yağmur yağıyor. Şehirde çatılar, kaldırımlar ıslanıyor; yayaların üzerine su sıçratıyor arabalar. Bir memur, aç karnına sigarasını tellendiriyor. Öğrenciler, en son kopya tekniklerini uyguluyor, kopya çekmenin caiz olup olmadığını bilmedikleri derslerde. Çek – senet mafyası, bir hesabı daha gereğince halletmiş, alkollü (sevmedim bu kelimeyi en iyisi sarhoş, hatta eskilerin tabiriyle Küfelik) şoför, trafik polisini saatlerce uğraştırmış ve PKK bir köye saldırı düzenleyerek vatandaşları katletmiştir. Kimsenin yaşananlardan kılı kıpırdamamış, kıpırdamayan kılları gereği kıpırdanmamıştır. “Zulüm, her yerde zulümdür” demiştir bir adam. Nerede idi? Hani idi? Hatta niye idi? Opsiyonları off’lanmış bir koşuşturmaca içersinde on’ların peşi sıra olmak, mantıklı olmamaktı. Çünkü mantık, mantıksızlığı kabul etmezdi. Çünkü ben, mantıksız bir adamdım. Mantık derslerine girmesem de olurdu. Herkes kendine idi. Bizim takım küme düşmüş, bizi ilgilendirirdi. Sarhoş, arabasının altına almak istemiş, benim meselemdi. Susuyordum, yüreğime aitti. Kalleştim, dinimi ilgilendirirdi.

Kalleşsin:

2. Tekil şahıs. Sen. Hem sen hem ben. Dilimiz Arapça olmayıp Türkçe olduğuna göre Sen ve Ben, ederiz Biz. Ben kalleş isem sen çifte kalleşsin. Biz kalleş isek herkes kalleştir. Unutmanın, unutturmanın perdeleri Avrupa kalite. Gipür, zaten ithal. Pencerelerimiz de … pen’li oldu mu değme gitsin kafiyemize. Ses ve sıcağa etkili olduğu kadar dışımızdaki dünyaya da yalıtımlı. Kulaklarımızda penler, sağır imparatorluklarız. Bir ağacın büyümesini duyamadığımız için göremeyen, göremediğimiz için bilemeyen fosseptik çukurlarının müdavimleriyiz. Onlar da komşumuz. Kendilerini gül bahçesinde zannediyor hıyarlar. Burunları tamponlu…

Eğitim tedricendir. Aşıkların nağmeleri irticalen. Başörtülüler ve sakallılar irtica. Solcular aydın. Kendine sanatçı denilen Aydın gibi bir şey. Ne idüğü belirsiz. Reyting meselesini halleder etmez, daha duyarlı programlar yapacak, daha üst seviyeden meseleleri ele alabileceğiz. Mesela Çekoslovakya Evleri Mimarisi, Köpeklerde Menopoz Sorunları, Kepekli Saçlar…

El alem umursamıyor kardeşim, biz niye umursayalım hak – hukuk meselelerini. Hem tutturmuşlar, Anayasaya göre verilen haklar alınamazmış. Niye? Anayasa, mürekkepli kalemle mi yazılmış? Formatlandı mı olur, biter! Rahatınıza bakın. “Bir gece ansızın gelebilirim” i de arada bir mırıldansanız fena olmaz. Şu veya bu sebepten, bir gece yarısı alınıp götürülebilirsiniz. Sonra. Sonrası kolay. Hele bir o zaman gelsin düşünürüz. Allah’ını seversen şimdi başka işin mi yok?..

Kalleş:

O kim mi? O’nu herkes biliyor. Biraz ben, biraz sen, biraz hepimiz… Ve en kalleşimiz O. Haydi yorum yapın bakalım…Mesela aynaya bakın, gazetelere ya da. Belki Televizyondadır şu an. Haydi bakın, iyi bakın işte orada. Gözünüzün içine bakıyor. Görmediniz mi daha?

Yorum Yaz