Kar, hangi cesaretle yağar kente?

Per, Kas 17, 2011

Şehir

Sisle indin.
Gökle yerin, yerle denizin, karla yeşilin, yeşille toprağın, toprakla börtü böceğin güneyli yüzüyle indin geceye. Hayret verici bir gece gibi yürüyordun söz ülkesinin lirik sokaklarında. Seni gören su, bulut sandı, aşk saldı ikindiye. Çok eski, çok daha eski, daha eski bir gülüşle seyreyledi seni. Muradına gam böldün, eski bir hüzünle bastılar geceni.

“Beni bil” dedin yaramazlığa bağdaş kurmuş çocuklara.
İkindi düşleriyle selamladılar seni.
Kavuştak kuruldu, kervan.
Avuçlarda resim acılı bakıyor sisle inen yolcuya.
Kar.
Kar, hangi cesaretle yağar kente?

Bütün sorulara kapattın yüreğini.
Uzaktan gelip uzağa giden yollara bir kem sözle attın kendini.
Asırlar önce.
Asırlar önceydi aşk namelerine kafiye oluşun.
Bir çift gözün zindanında ömür tükettin, kahır döktün.
Nice selalarla yurt edindin yalnızlığı
Dağlar devrildi.
Selviler yıkıldı.
Denizler taştı.

Bir merhaba sinede har oldu.
Kıyam bitti.

Aşk yarım bırakıp hicret etti.

Yorum Yaz