Kara Uyanmak

Cts, Oca 29, 2011

Şehrin İnsanı

Dünyanın dört bir yanından ekranlara yansıyan kar ve kış manzaraları “şehirli” kimliğimizle bize az da olsa teselli sunabilir. Hatta mümkünse bir haftasonu kaçamağı ile yakın bir kayak merkezinde çoluk çocuk hoşça geçirilecek bir kaç saatlik dilim hem kar imajımızı tamamlayabilir hem de ağzımızdan dökülecek “kışı dolu dolu yaşadık” kelamı kibarı ile aynalara yalan konuşabiliriz. Şehir, bizi daralttığı alanları ve gözümüze kazıdığı çatıları ile buna zorluyor. Bir göz mesafesi ne kadar uzaktır diyen merakımız köreltildi yakın binaların çok katları tarafından. Gökyüzü zaten gündem dışı. Gözler, koldaki saatlerde; gözler, toplu ulaşım araçlarının güzergahında; gözler, telaş ve umarsızlık içinde. İşe yetişmenin telaşını yaşarken etrafımızdaki dünyayı umursamayacak kadar yoğun ve ihmal derecesinde gamsızız. Ne hazindir ki buna “hayat” diyoruz.

Güne kar ile uyanmak kadar bizi başka nasıl bir hadise dinç ve diri tutabilir? Modern kaygıları ötelere iteleyerek gün ve kar tenasübünü bağra basmak insani bir damar değil midir? Göze, şehrin kiri yerine kar izi kaçması muradıdır sıyrılan perdenin ardından yüreğe dökülen.

Keyftir.
Berrak yürektir.
Saf umuttur.
Kar beyazıdır.
Beyaz kardır.

Güne taze bir kara şahidlik ederek uyanmak, ter ü taze bir çocuğun Yasin’i ezberlemesi kadar muazzam bir olaydır. Payşalışan sıcacık bir ekmektir kar… “Allah ocaklarımızı kış etmesin” duasına yürekten denen “amin”dir. Kıble ile aramıza sokulan kar ile kılmaktır sabahın nurunu. Namaza kar’ı şahid tutmaktır. Namazla kara şahid olmak. Kar içre uyanmak tahiyyat bereketidir kucağımızda.

Eya kardır, hoştur da efendi Mesihi gibi şekvaya ne demeli, ne itmeli?..

“Âlem içre yayılanı sen tumandur sanma kim
Dûd-ı âhıdur ki sovukdan ider anı fakîr”

Veya Nevi gibi söz ustasına nasıl bir karşılık yetiştirilmeli?

Şöyle serd oldı yine sarsar-ı deyden bu cihân
Oldı mihr âteşi sincâbî sehâb içre nihân

Tamam, sustum, sustum…

,

Yorum Yaz