Kayseri’den Bir Derya Geçti: Rey Yayıncılık

Paz, Kas 20, 2016

Dün'ler

Kayseri kültürünün Süleymaniyesi sevgili Esat Ayata’nın yanına varıyoruz. Bu sefer ki varış sebebimiz ne çay içip muhabbet sıcaklığı dermek ne de kitap aşıklarının vaz geçilmez mübtelalığı kitaplarla haşır neşir olmak… Sebebi ziyaretimiz, Sevgili dostumuz Asım Gültekin’e verdiğimiz sözü yerine getirmek için Kayseri yayın dünyasının en nadide kuruluşu olan Rey Yayıncılık’la ilgili birinci ağızdan bilgi almak…


Esat Ayata, her zamanki samimiyeti ve muhabbeti ile kucaklıyor bizi. “Bir gün” diyoruz “surat asmaz mısın sen? Yine mi siz demez misin?” Gülüyor. Daha yerlerimize oturmadan çaylarımız söyleniyor. Eskiden çaycılar için diafon vardı, çay pek sıhhatli olmayan bir şekilde söylenmeye çalışılır ve ekseriya iletişim probleminden dolayı çaylar ya eksik gelir ya hiç gelmezdi. Esat Ayata aşmış bu günlük sıkıntıları. Messenger ile söyleniyor çaylarımız, bismillah demeden sehpada yerini alıyor.

“Bizi aydınlat Esat Abi” diyoruz, “Nasıl kuruldu Rey Yayıncılık, kimler omuzladı, neler bastınız ve en sıkılganı sorunun neden bitti?.. ”

Kendine pek yakışan tebessümü ile Aysberg konuşmaya başlıyor (Aydın Karakimseli ustamız daha farklı bir ifade kullanır Esat Ayata için, kendisinden alırız bir ara inşallah):

Kimler Kurdu? Rey Yayıncılık 1991 yılının Ekim ayında kuruldu. Ben vardım, Aydın Karakimseli , Yusuf Yerli ve Mustafa Zeyrek.

Niçin Kurduk? Belirli konular üzerinde konuşarak, dünyayı daha anlaşılır kılmak amacıyla düzeyli bir bilgi birikimine sahip arkadaşlarla, taşradan kente kültürün bir penceresi olmak amacıyla… Bunu ne kadar gerçekleştirdik tam bilemiyorum ama yayınladığımız eserlerle önemli bir adım attık diyebilirim. Aradan geçen bunca zamana rağmen hala bazı eserlerin konuşuluyor, aranıyor olması hedeflerimizin sağlamlığını da gösteriyor sanki.

Yöntem Sorunu: Rey Yayıncılık, isminin de çağrıştıracağı gibi ‘vusulsuzlüğümüz, usulsüzlüğümüzdendir’ özdeyişinden hareketle, bilgilenme konusunda yöntem sorununu, halledilmesi gereken birinci sorun olarak değerlendirmekteydik. Yayınladığımız eserlerle, okuyucuları yöntem sahibi olma yönünde bilinçlendirmek istedik. Nitelikli eserleri tercih eden bir yayıncılık anlayışı ile fikri seviye konusunda bir çıta koyduk. Belli bir kaliteyi ve sloganlar ötesi bilinçlenmeyi amaçlayan insanlar için bir uğrak noktası olmak, bu vesilelerle bilinmek, keşfedilemediği veya uygun vasatları bulamadığı için kaybolup giden nice değerlere sahip çıkıp imkân sunmak, resmi üniversite’nin karşısında ‘gayri resmi üniversiteler’ oluşturmak, her zaman ve mekânda kimliğimize sahip çıkmak başlangıçtaki amaçlarımızdı. Bu amaçlanan hedeflere varmak, bir kültür köprüsü kurarak yazarlarla-yayıncılarla okuyucuyu yüzyüze getirmek, en önemlisi de yeni yazar ve çevirmenleri kültür dünyamıza katıp, Erciyes’in zirvesinden bütün bir Anadolu’ya haykırmak ise en çok arzuladığımız şeylerdi.

Neler yayınladık? İyi başladık, iyi yol aldık: İlk yayınladığımız kitap Enformasyon Devrimi Efsanesi. Ardından Bilgeliğin Yedi Direği’ni yayınladık. Kitabın müellifi ünlü İngiliz casusu Lawrens. Bu eserde İslam dünyası’ndaki anılarını anlatıyor. Suriyeli yazar Halis Çelebi’nin, İslami Hareket ve Özeleştiri kitabı. Ülkemizde son yıllarda çok konuşulan ve tartışılan Yeni Dünya Düzeni’ni anlatan kitapta Türkiyeli yazarların ve Fukuyama’nın, Tarihin Sonu makalesi yer alıyor. İslam Felsefesi’nin ana hatlarıyla ele alındığı Ortaçağ Felsefesine Giriş. İslam Hukuku’nda Yöntem Tartışmaları, Liberal İslam. Bu son kitap TYB, Araştırmacılık dalında birincilik ödülü aldı 1995’te.

Ne oldu, niye kapandık? Kültür hizmeti veriyorsunuz. Bunu İstanbul dışında yapıyorsunuz. Bunu yaparken dağıtım şirketleriyle aranızda dağlar var. Nitelikli eserler de yayınlasanız “Taşra” yayınısınız. Ekonomik darboğazdasınız. Makus talih mi dersiniz kitabın, hele o zamanlar için, para etmemesi mi dersiniz sözün bittiği yeri siz dillendirin.

Bu yazı ilk olarak yıllar önce şurada yayımlandı: http://www.dunyabizim.com/portre/2972/kayseriden-bir-umman-gecmisti

,

Yorum Yaz