Kelimât – l

Cum, Nis 27, 2012

Fildişi Kule

Sevgili N. Marmara’ya

1.1. Kalp neye çarpar?
1.2. Gül kokusuna çarparsa kalp yaralı bir ceylan ağıtıdır dağlarda. Hanidir dağlar yar elidir ol zaman. Koynunda uzağa bakarız bulutlar içre. Biliriz kalp çarpsa aşka bahar olur. Oysa nisyan bir şehri gömer yalnızlığa.
1.3. Oysa bilirim şunları da: “el-hata ü ve’n-nisyân / min hasâisi’l-insân” “Hata etmek ve unutmak insanın özelliklerindendir”.

2.1. Hayal var sadrımda.
2.2. Bilenler bilirler ki bilmenin kal ile (yani okumakla, kitapla) değil ancak hâl’le olabileceğine inananlar “satır“dan değil “sadr“dan anlatırlarmış. “Sadr”dan yani göğüs ve gönülden anlatırlarmış çünkü satırlarda değil gönüllerde yaşamak isterlermiş. Sonra da bu insanlar bir şey yazmadan esersiz, izsiz kainatın içinde kaybolup giderlermiş. Eserleri insan olurmuş bu insanların.
2.3. Bir ummana bakar gibi değil umman içreyim. Her gece bir yıldız her gün bir ışık… Derya içre damla.

3.1 Bu kalp upuzun bir hikayedir.
3.2. Kıyılara çarpıyor rüzgar. Elinde harap kalp. Hangi sandıktan düşüverdi sadra? Hangi gönlün soykasından damıtılıyor bu acı? Çok acı.
3.3. Bir damla. Gül ağacında damla. Bir gül ağacında damla. Adı insan.

Yorum Yaz