Kim Şiir?

Cum, Ara 18, 2009

Hû’ya Gider

Şiir dil değildir, Söz’dür buyuruyor Hilmi Yavuz Şiir İçin Küçük Tractatus’ta…
Sezai Karakoç ise şiiri iş edinmiş şairler için şu yakıcı tespitte bulunuyor: “Şairler, güneşten ışık alanlar, kimi zaman bu ışıkla milletlerini aydınlatırlar; kim zaman da belki de bilmeyerek ve istemeyerek onları yakarlar.”
Şiir ve şair. Hangi yüzden okursanız okuyun girift bir meseledir.
Evet anlamak izafi bir mefhumdur ve herkes için nasibi kadarı vardır.
Belki şiirle savaşa tutuşabilir ve şairleri yalancılar olarak deşifre edebiliriz. Ele geçirdiğimiz ganimetleri, yani kelimeleri berhava edebiliriz mesela. Nam ve nişane bırakmayabiliriz asardan.
Bu yazı için fazla ciddi bir isyan bu. Cesaret ister. Zorbalık ister. Kan ister.
Oysa.
Bir yaşamdır şiir.
Ve bir şair yaşantısıdır ancak şiir.
Şiirsel bir yaşantı mı? Yaşantının şiir hali mi?
İkisi de belki.
Neden olmasın ki?

Kim şair?
Şiir olup yaşayan.

Kim şair?
Yaşamı şiir olan.

Mesela.
Altı çizili yüreklerin hepsi mesela. Yani peygamberler tertemiz bir şiirdir.
Mısra-ı bercestedir Allah dostları.
Okundukça doyulmayan, koklandıkça kanılmayan, yaslandıkça yıkılmayan.
Her okumada taptaze, bitimsiz imgelerle karşımıza çıka peygamberler zirve değil midir?

Kim şiir?
Musa.

Kim şiir?
Yusuf, Zekeriyya…

Kim şiir?
İbrahim, İsmail, İsa…

Kim şiir?
“İki Cihan Güneşi…”

Yorum Yaz