Kocaman dünyalar

Cum, Mar 23, 2012

Derkenar

Aslında bir lisan bir insan değildir.
Aslında her insan farklı bir lisandır.

Sınıftayım, sınıflardayım. Karşımda onlarca, yüzlerce öğrencilerim. Kimisi sarışın, esmer kimisi uzun boylu, mütebessim…
Ne kadar farklı simalar.
Ne kadar farklılar.

Çabuk öfkelenenler,
susmayı sevenler,
ne konuştuğundan haberi olmayanlar,
dalıp gidenler,
babalar ve anneler
ilgiler,
zanlar,
huzur arayanlar,
kıymet düşürenler,
aşklananlar,
kayıp gidenler,

Okumaktan yoruluyorum Tahir’i, Neslihan’ı, Oğuz’u, Melike’yi…
Ne kadar susuyor Ayşe, Ferhat, Kerim… Sustukça hikayeler anlatıyorlar.
Her sınıf, her sıra, her çizgi, her isim kocaman dünyalar.

İşte bu Mehtap. Depremzede. Açsa ağzını..
Gökhan elinde tespih karne günü hesabında. Askerlik diyor, “şey” diyor…
“Hocam” diyor Aslı, “pek iyi gitmiyor üniversiteye hazırlık, görücüler… Annem babamın aklında.”
Hasan yurtta kalıyor. Simsiyah gömleğinin kol ağızları. Her gün zeytin çıkıyormuş kahvaltıda. Her gün zeytin yemek nasıl bir duygudur bilmiyorum. Yurtta kalıyor ve aslanlar gibi çalışıyor derslerine.
Şerife teneffüslerde dahi boş koymuyor, elinde sorular, kalem, silgi…

Aslında her insan farklı bir lisandır.
Alfabesi yalnız.
Kelamı sessiz.

Okumasını bilene.

Zeyl ola:

Neden her kişi kendi hayatını
bir sanat yapıtına dönüştürmesin?
Neden şu ev ya da lamba
bir sanat yapıtı olsun da
benim hayatım olmasın?

Michel Foucault

, ,

Yorum Yaz