Koşarak geldi

Pts, Oca 16, 2012

Hikâyat

I
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi.
Derken şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi.
Şehir adamla geldi. Tozu toprağı, rüzgarı yaprağı… Görenler gördü, adamla geldi. Görmeyenler için kara, kapkara bir gece idi. Oysa adam bembeyaz bir yıldız gibi geldi. Hakikat beyazdı, adam beyaz.

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi.
Kan ter içindeydi. Nefes nefese geldi. “Kavmim” dedi şehrin öbür ucundan gelen adam. “Ey kavmim! Bu elçilere uyun! Sizden hiçbir karşılık beklemeyen ve kendileri doğru yolda olan bu kimselere uyun.

Kutlu şahit gibi geldi adam.

Adam şehre girdi ve yeşile döndü bütün trafik lambaları.
Yeşile döndü ağaçlar, şehrin kirli ve kaos yüzü. Adamdı bunlara sebep. Ağzını açtıkça güller koktu kaldırımlarda, terinden bahar. Adama bakanlar ay aydın bir ferahlık gördüler. Adamın baktığı yerde kutlu bir saf…
Adam şehre girdi ve şehrin teknik bilgisi köreldi. Bulvarlar çıkmaz sokağa, gökdelenler toprağa karıştı. Çünkü adam “Ey Kavmim!..” dedi. Kavmi için utanç zamanıydı. Göklerden değil yerden bildiler bunu. Adam çıkageldi. Dilinde hakikat.

II
Şehrin bir ucundan koşarak geldi adam. Kavmin en gerisinde dursam da geleni ben de gördüm. Adamdı. Koşarak geldi. Nefes aldı nefes verdi. Başımın üstünden kutlu göğ geçti. Sustum ve dinledim şehrin öbür ucundan koşarak gelen adamı. Kutlu bir söz söyledi, şahittim.

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.”

O dedikçe utandım. Önce utandım. Kim olduğunu bilmediğimin utancı doldu gönlüme. Önce utandım ve sonra korku geldi. “Elçiler“di demek bunlar. Vay kapanası gözlerim. Göksel bir daveti duymayan sağır kulaklarım. Veyl bana!.. Ya şehrin öbür ucundan gelen adam gecikseydi, ya hiç gelmeseydi, ya ben onu duymasaydım? Tevbe. Cümlesine birden tevbe. Şehrin öte ucundan gelen adama şahidim. Beni kıyıda tuttu, beni hakikate kattı, beni bana sardı. Ben elçilere şahidim şimdi.

III
Bir adam koşarak gitti.
Şehrin öbür ucuna doğru gitti koşarak bir adam.
Adam koşarak şehrin öbür ucuna gitti.
Telaşına bakılırsa geç kalmış olmanın endişesi içerisinde adam. Eteklerini toplayıp koşarak gitti şehrin öbür ucuna. Adam koşarken taşlar, topraklar, bulutlar, rüzgarlar, kelimeler, cümleler kenara çekildi. Bildiler ki adam, burada yaptığı gibi uyarmaya gidiyordu. Uyarıcının uyarısını taşıyordu adam. En ağır emanet vardı saçlarında. Şahitti adam. Ardında bir toz bulutu ve şahitler bırakarak şehrin öbür ucuna gitti adam. Sanki kuşlar girdi koltuklarına. Adam gitmedi, uçtu adam. Bir bulutu daha geçtikten sonra güneşle kayboldu adam.

Şehrin öbür ucuna doğru gitti koşarak bir adam.
Adamın şahitlik için gittiğine cümlemiz şahit yazıldık.
Gitti ve şöyle dediğini rivayet ettiler bize: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.

Adam gitti ve bir denizin kıyısında bulduk kendimizi…

,

Yorum Yaz