Mecidi Filminden Bana Kalan

Cts, Haz 24, 2017

Kara Kalem Yazıları

Mecidi’nin Hz. Muhammed filmi üzerine herkes bir şeyler söyledi, yazdı. Herkes kıratınca aldı alacağını. Uzun uzadıya şöyle film, böyle konu diyecek değilim. Bunlar her yerde var olan hususlar. Ben film üzerinden bana kalanı bir kaç paragraf halinde zikretmek istiyorum.

Öncelikle hâlâ Mustafa Akkad’ın Çağrı filmi ile yatıp kalkıyoruz. Bu acı bir durum. Şu kadar senede Çağrı’dan kaliteli olmasını geçtim Çağrı kalitesinde bir film yapılamamış olması büyük bir eksiklik. Konuşmaktan icraata geçemeyen Doğu anlayışının neticesi bu olsa gerek. Her fırsatta ve her imkan ile Peygamber sevgisini canlı tutmak, onu yeşertmek boynumuzun borcu. Sinema bu imkanlardan birisidir. Artık kimsenin Mevlid ile hemhal olduğu yok. Belki yüzyıllara yayılan bir direnç ile Mevlid vazifesini ikame etmiştir. Şimdi yeni “dil”le güzel sözler söylemenin zamanıdır.

Mecidi filmi, Allah Resûlü’nün sevgi ve merhamet peygamberi olduğunu bir kez daha hatırlattı. O’nun ne kadar büyük bir ahlak üzerine olduğunu, O’nun ahlakının Kur’an ahlakı olduğunu dünya kargaşası içerisinde unutup gitmiştik. Yeniden hatırladık. Hz. Peygamber hakkında herkes bir şeyler söyleyebilirim ama kimse onun merhamet, sabır, sevgi üzerinde olmadığı söyleyemez. Film ete kemiğe bürünmüş bir merhameti sunuyor hemen her sahnesinde. Bunu önemsemeli, Allah resulünü hayatımıza, her anımıza daima katmalıyız.

Filmde Şia kaynakları ile bizim malum siyer kitapları arasında fark gösteren bazı sahneler var: Denizden balıkların karaya taşması, Dedesi ile Hira’ya çıkması, Kabe tavafında Abdülmuttalip ve bir kısım insanın bugünkü manada ihram kuşanarak tavaf etmesi, Yahudilerin daima peşinde olup öldürmek istemeleri… Ve fakat cüzzamlılara merhameti, Ebu Cehil’in kölesi ve belli bir dönem süt annesi olan Süveybe’ye vefası, Kız çocuğunu diri diri gömmek üzere olan baba ile diyaloğu, Anne sevgisi, El-Emin oluşu gibi ortak hususlar çok başarılı verilmiş. Bu sahneler “insan” peygamber ile ünsiyetimizi artıran ve hatırlatan sahneler.

En büyük eleştirilerden birisi Peygamberimizi gösteriyor olması. Nasıl göstermek ama? Bebeklikten çocukluğa kadar bir oyuncu gösteriliyor lakin sadece eli ile veya saçları ile ya da tamamen arkadan boyu ile. Konuşma sesi yok, yazıyla aktarılıyor. Ne yüzü var ne sesi. O kadar.

Filmde kullanılan Mekke ve Kabe platformu, kostümler, Batı müziğini anımsatsa da müzik, Ebabillerin Kabe’yi tavaf etmeleri ve Ebrehe ordusuna saldırmaları, Ebabillerin ağızlarındaki taşların aşağı düşerken ateş halini alması gibi sahneler sinema başarısı olarak ifade edilebilir.

Filmin eleştirilecek çok sahnesi var. Yukarıda belirttiğim gibi bizim siyer kaynaklarında yer almayan hususlar, Ebu Bekir’in asla olmaması, Ebu Talib’in neredeyse tam bir Müslüman olarak verilmesi vs. Bütün bunlara rağmen bebeklik ve gençlik dönemi arasında seyr eden film Hz. Peygamberin o dönemde dahi rahmet ve merhamet peygamberi olduğunu hatırlatmaktadır.

Nice başarılı ve insanımızı kucaklayıcı Hz. Muhammed filmleri izleyebilmek ümidiyle.

Yorum Yaz